Sunday, January 15, 2023

Genel Cerrahi Atlası İlk Atlas - Haberler

https://turkiyeobjektif.com/haber/mehmet_eren_yukselin_genel_cerrahi_atlasi_ilk_atlas_yayinlandi-41311.html 

https://turkiyemedya.net/haber/mehmet_eren_yukselin_genel_cerrahi_atlasi_ilk_atlas_yayinlandi-35862.html

https://aksarayhamle.com/haber/mehmet_eren_yukselin_genel_cerrahi_atlasi_ilk_atlas_yayinlandi-20718.html

Bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak her geçen gün yeni tedavi yöntemleri ve cerrahi teknikler geliştirilmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimleri ve özellikle stajları esnasında okumaları ve özümseyerek öğrenmeleri gereken bilgi miktarı her geçen gün artmaktadır. Genel cerrahi ders kitaplarındaki sayfa sayısı sürekli artarken konular ile ilgili öğretici resimlerin sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, genel cerrahideki birçok konunun daha kolay öğrenilebilmesi ve kavranabilmesi amacıyla konular ile ilgili resimlere ve şemalara temel cerrahi kitaplarında daha çok yer verilmesi uygun olacaktır.

Öte yandan, sık görülen genel cerrahi olgularını içeren Türkçe yazılmış genel cerrahi atlası sayısı azdır. Ülkemizde mevcut olan birçok genel cerrahi atlası yabancı dilden tercüme edilmiş olup genellikle ameliyat tekniklerini anlatmaktadır. Ancak, tıp fakültesi öğrencilerinin ameliyat tekniklerinin yanı sıra genel cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisi üzerinde de yoğunlaşmaları gerekmektedir. Bu nedenle, genel cerrahi ders kitaplarına eşlik edecek, okunulan konu ile ilgili resimlerin ve açıklayıcı notların yer aldığı atlaslara ihtiyaç vardır. Hazırladığımız bu genel cerrahi atlası ile sık görülen olguların resimlerinden ve kısa açıklamalarından faydalanılarak genel cerrahi konularının tıp fakültesi öğrencilerine göstererek, merak uyandırarak ve benimseterek öğretilmesi amaçlanmıştır. Ancak, bu atlas sadece bir yardımcı kaynaktır. Hem tıp fakültesi öğrencileri hem de meslektaşlarımız doğru teşhis ve tedavi için hastalarını mutlaka genel cerrahi uzman doktorlarına yönlendirmelidir. Genel Cerrahi Atlası – İlk Atlas’ın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.

https://www.ankaranobel.com/genel-cerrahi-atlasi-ilk-atlas

Sunday, December 18, 2022

Ulusal Toplu Katalog To-Kat

Ulusal Toplu Katalog'dan (To-Kat) bir yazarın Türkiye'de hangi kütüphanelerde kitapları olduğunu görebilirsiniz. Hangi kitabın hangi kütüphanede bulunduğunu da To-Kat'tan öğrenebilirsiniz.

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü

https://etliksehir.saglik.gov.tr/TR-828403/genel-cerrahi.html

International Master's Programme in Molecular Bioengineering

Technische Universitaet Dresden

BIOTEChnologisches Zentrum

https://tu-dresden.de/cmcb/biotec#intro

If I, once again, had the chance to reach a decision on the international Master's Courses in Germany, I would again proudly choose MSc in Molecular Bioengineering at Dresden Technical University. Not only is there high quality education and scientific atmosphere, but also the concept of being a member of a big family is one of the advantages of this Master's course. It opens the doors to a highly technical, research based scientific environment. Unique professors in their fields and highly motivated intenational students from many different countries make this scientific environment more appealing and challenging. The lab facilities and programm offerings are beyond the grasp of a new scientist who is taking his / her first step into the endless road of science. They offer specially designed student labs and high-tech equipment. Highly qualified researchers to use this equipment are all in the same building. This building, the Bioinnovation Center, is also a unique example of modern architecture. The charmingly modern design of this building was well thought-out for the comfort of both researchers and students. 
Mehmet Eren Yüksel, Turkey

Saturday, November 26, 2022

3. Ulusal Fıtık Kongresi


S-17, sh 29. 
Kasık Fıtığı Onarımında Klasik Lichtenstein Yöntemi İle Kendiliğinden Yapışan Yamanın Karşılaştırılması  (Video sunum)
Anadol A.Z., Tezel E., Yüksel M.E., Ersoy E. 
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A. D., Ankara 
Kasık fıtığı onarımında yama kullanımının her açıdan avantajlı olduğu bilinmektedir. Fıtık konusunda bugün için tartışma, postop. ağrı ve rekürrense odaklanmıştır. Bu çalışmada, sütür kullanmadan yerleştirilen ve kendiliğinden yapışan yamanın, klasik Lichtenstein onarımı ile karşılaştırılması yapılmıştır. 

Alzheimer Derneği



Sayı: 339 / 2001
Tarih: 2/5/2001
Sayın Mehmet Eren Yüksel,
29/4/2001 tarihinde yapmış olduğunuz üyelik başvurusu 29/4/2011 tarih ve 9/2001 sayılı Yönetim Kurulu toplantımızda incelenmiş olup Alzheimer Derneği Ankara Şubesi'ne 69 Üye No ile üyeliğinizin kabulu uygun görülmüştür. 
Bilgilerinizi rica ederim. 
Saygılarımla,
Başkan
Prof. Dr. Coşkun Sarman Y. 
Genel Sekreter
Yrd. Doç. Dr. Ayşe Bingöl

Adres: Alzheimer Derneği Ankara Şubesi adına
Yrd. Doç. Dr. Ayşe Bingöl
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbn-i Sina Hastanesi
Nöroloji Ana Bilim Dalı, 6. kat, A Blok, 1225 no'lu oda
Sıhhiye 06100 Ankara
Tel: 0-312-310-33-33 / 2046

Sunday, November 20, 2022

Tıp Öğrencileri Araştırma Yarışması

Üniversitemiz Tıp Fakültesi'nin düzenlediği "Tıp Öğrencileri Araştırma Yarışması"nda Mehmet Eren Yüksel "Organ Vericilerinin Kişisel Değer ve Tutumlarının Organ Bağışına Etkileri" konulu araştırmasıyla birinci oldu. Yüksel, Doç. Dr. Sadık Ersöz'ün danışmanlığında hazırladığı araştırmada, organ bağışı kararlarında inançların etkili olmadığını, buna karşılık yakın akraba ilişkisinin önemli bir rol oynadığını tespit etti. 

Yüksel, şunları söylüyor: "Anketlere verilen cevaplara göre yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, toplumun organ nakli hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını saptadık. Organ vericilerinin, çevrelerinin desteğinden çok maddi desteğe ihtiyaçları olabileceğini gördük. İnançtan ziyade sosyal yakınlığın organ bağışında daha etkili olduğunu saptadık. Araştırmamızda inanç ve sosyal tutumlar ne olursa olsun, organ vericilerinin yakın akrabalarına organ bağışlamada daha istekli olduklarını farkettik. Uzak akraba, kendi ülke vatandaşlarına ve başka uluslara organ bağışlama isteğinin birbirine çok yakın olması ve bu isteğin yakın akrabalara organ bağışlama isteğinden anlamlı olarak farklı olması üzerinde durulması gereken bir noktaydı. Organ vericilerinin organlarını bağışladıkları kişi hakkında önceden bilgi sahibi olmak istediklerini ama yaş, din, cinsiyet, yaşama olasılığı gibi özelliklerin organ bağışı yapan kişinin kararını etkilemediğini saptadık. İlginç bulgulardan biri de herkesin organ alım satımına karşı olmasına karşın, organ lazım olunca büyük bir çoğunluğun organ satın almakta istekli davranmasıydı. Organ bağışına karar vermede doktorların tavsiyesinin aslında pek de önemli olmadığı, asıl önemli olanın organ bağışçısının organını bağışladığı kişiye olan yakınlığı ve empatisiydi. Organ bağışı yapanların bu kararlarından pişmanlık duymamaları ve yine bağış yapmaktan yana olmaları da önemli bir noktaydı."

ünihaber, Ankara Üniversitesi Haber Bülteni, 15-31 Ekim 2003


18. Ulusal Cerrahi Kongresi Mayıs 2012

Downhill Varisleri ve Guatr Birlikteliği PB-270

Emre Karaahmetli, Murat Akın, Mehmet Eren Yüksel, Alp Yıldız, Orhan Aslan, Orhan Bayram

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı 

 
Amaç: Downhill varisleri, özofagusun nadir görülen, etiyolojisi özofagus varislerinden farklı bir durumdur. Burada retrosternal guatr hastalığına bağlı gelişen ve doğru tanı ile tedavi edilen Downhill varisi olgusu sunulmaktadır.

Gereç ve Yöntem: 64 yaşında erkek hastada gastrit şikayetiyle başvurduğu gastroenterolojide Üst GİS endoskopisinde proksimal özofagustan başlayıp z çizgisine 6 cm kala sonlanan dört kolon halinde varisler izlendi. Hastanın olası mediastinal ve torasik patolojiler için incelenmesinde tiroid ultrasonografisi(USG) sağ ve sol lobunun retrosternal uzanım gösterdiği her ik lobda 3*5 cm lik boyutlarında izoekoik periferden kanlanan nodüller izlendi. Boyun ve toraks bilgisayarlı tomografi (BT) incelemelesinde ek patoloji tespit edilmedi.

Bulgular: Hastanın varis etiyolojisine yönelik diğer tetkiklerde patoloji tespit edilmedi. Varisler z çizgisine uzanmadığı için Downhill varisleri olarak değerlendirildi. Total tiroidektomi yapılan hastanın 1. ve 4 ay endoskopisinde varislerinde gerileme görüldü.

Tartışma ve Sonuç: İlk defa Felson ve ark. 1964 yılında yayınladıkları makalelerinde superior vena obstrüksiyonuna ikincil gelişen özofagus varislerine “downhill” varisleri terimini kullandılar. Buna göre obstrükte olan vena kavanın bypass edilebilmesi için kollateral akım oluşmakta ve özofagial venleri de içine alan kollateral akım özofagial varislere yol açmaktadır. Downhill varislerinin etyolojisinde superior vena kavanın obstrüksiyonuna yol açabilecek bronşiyal karsinom, tiroid neoplazmları, mediastinal neoplazmlar, mediastinal fibrozis, sistemik venülit, Behçet Hastalığı ve brakiyal ven trombozu gibi çeşitli nedenler gösterilmiştir. Bizim hastamızda olduğu gibi retrostrenal dev guatrlarda internal juguler venlere basıya bağlı venöz dönüşün yönü değişmekte ve Downhill varisleri oluşmaktadır. Downhill varislerinde kanama görülmesi çok nadirdir. Downhill varislerine yol açan faktörlerin ortadan kaldırılması Downhill varislerinin gerileyerek iyileşmesine yol açmaktadır. Downhill varislerindeki gerileme ve iyileşmenin üç hafta gibi kısa bir süre içinde gerçekleşebildiği bildirilmiştir.
---

Aksiller Anjiyofolliküler Lenfoid Hiperplazi (Castleman Hastalığı) PB-691

Murat Akın, Emre Karaahmetli, Mehmet Eren Yüksel, Barış Turhan, Niyazi Kanberli, Pınar Uyan Göçün

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı 

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı                        

 Amaç: Castleman hastalığı nadir görülen ve etyolojisi açık olmayan bir hastalıktır. Hastalık lenf nodu bulunan tüm bölgelerden köken alabilmekle beraber, %86 hastalık mediastende veya abdomende görülür. Bu olgu sunumunda aksiller yerleşimli Castleman hastalığı sunulmaktadır. 

Gereç ve Yöntem: 35 yaşında erkek hasta sol koltuk altında farkettiği kitle ile başvurdu. Hastanın öyküsünde 6 yıl önce sol aksilladan 3*3 cm lik kitle eksizyonu yapıldığı ve patoloji sonucunun Castleman hastalığı olduğu öğrenildi. Fizik muayenesinde sol aksillda konglomere tarzda 8*10 cm boyutunda yumuşak kıvamda ağrısız kitle palpe edildi. 

Bulgular: Aksiller ultrasonografi ve torakoabdominal tomografide aksilladaki kitle dışında ek patoloji tespit edilmedi. Hastaya nüks Castleman hastalığı ön tanısıyla aksiller diseksiyon yapıldı. Patoloji sonucu hyalen vasküler tip olarak geldi. 

Tartışma ve Sonuç: Castleman hastalığı 1956 yılında Benjamin Castleman tarafından tanımlanmıştır. Lenf nodu bulunan her yerden köken alabilen hastaların en sık görüldüğü yerler, olguların yaklaşık üçte ikisi mediastinal ve üçte biri intrabdominal bölgedir. Histopatolojik olarak hastalık hiyalin vasküler, plazma hücreli ve mikst tip olarak 3 ana başlıkta incelenir. Klinik olarak ise lokalize ve jeneralize iki ana tipi mevcuttur. Lokalize tipte cerrahi rezeksiyonla kür sağlanabilirken, jeneralize tip hastalık kemoterapi gerektirebilmekte, enfeksiyöz komplikasyonlar ve Kaposi sarkomu, lenfoma gibi malign tümör riski nedeni ile ölümcül seyredebilmektedir. Histolojik tipin belirlenmesinin ardından zaman kaybedilmeden klinik tip belirlenerek cerrahi ve adjuvan tedaviler planlanmalıdır.                                                                               ---

Memenin Nodüler Psödoanjimatöz Stromal Hiperplazisi: Olgu Sunumu PB-693

Osman Kurukahvecioğlu, Emre Karaahmetli, Güldal Yılmaz, Mehmet Eren Yüksel, Özhan Çetindağ, Aydın Yavuz, Murat Akın 

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı 

Amaç: Memenin nadir görülen benign proliferatif bir hastalığı olan psödoanjimatöz stromal hiperplazi (PASH) olgusunun klinik, radyolojik ve patolojik özellikleri sunulmaktadır. 

Gereç ve Yöntem: 40 yaşında kadın hasta, sol memede kitle nedeniyle polikliniğimize başvurdu. Fizik muayenesinde sol meme üst dış kadranda mobil, düzgün kenarlı, yaklaşık 2x1 cm boyutunda kitle palpe edildi. Yapılan mamografide sol meme üst iç kadranda düzgün sınırlı, nonlobüle, nonkalsifiye; USG’de heterojen-hipoekoik renkli doppler USG’de vasküler, 17x19 mm boyutunda solid kitle izlendi. Kor biyopsisinde hyalinize, fibrotik stroma içinde ince yarıklanmaları döşeyen iğsi hücreler izlendi. CD34 pozitif, pankeratin negatifti. Kİ-67 proliferasyon indeksi %1’in altında bulundu. Hastaya PASH tanısıyla lumpektomi yapıldı. Patolojik incelemesinde 1.5 cm çapında düzgün sınırlı nodüler lezyon izlendi. İmünohistokimyasal çalışmasında CD 34 kuvvetli boyanan, pankeratin negatif, mitotik aktivitesi olmayan lezyon görüldü. 

Bulgular: PASH, palpe edilebilir kitle veya memenin asimetrisine yol açan kitle şeklinde kendini gösterebilir. Olgumuzdaki gibi tümöral bir kitle oluşturması nadir izlenir. Klinik ve radyolojik olarak fibroadenomla, histolojik olarak filloides tümör veya düşük grade anjiyosarkomla karıştırılabilir. Mamografide sınırları belirgin, nonkalsifiye olarak görülür. Spesifik USG görüntüsü olmamakla birlikte sıklıkla heterojen hipoekoik solid kitle olarak izlenir. 

Tartışma ve Sonuç: Makroskobide, PASH, düzgün bir dış yüzeye sahip, sınırları belirgin bir kitle şeklindedir. Hemoraji veya nekroz yoktur. Mikroskopide vasküler yapıları taklit eden iğsi hücrelerle döşenmiş, düzensiz yarıklanmalar izlenir. Vasküler proliferasyon görülmez . Anjiosarkomdan ayrımında immunohistokimyasal boyamalardan yararlanılır. PASH’dan farklı olarak, anjiosarkom faktör VIII ve CD31’le pozitif boyanma gösterir. Anjiosarkomda hücresel atipi ve yoğun mitotik aktivite izlenirken PASH’de atipi veya mitoz izlenmez.. PASH’ın tedavisi cerrahi eksizyondur. Büyük, tekrarlayan lezyonlar için mastektomi gerekebilir. %15-22 oranında nüks bildirildiğinden olgular düzenli izlenmelidir. PASH nadir görülse de, memesinde kitle saptanan hastaların ayrıcı tanısında unutulmamalıdır. İmünohistokimyasal çalışmalarla anjiyosarkomdan ayrımının yapılması zorunlu ve tedavinin hedef noktasıdır.

Wednesday, November 16, 2022

Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Yaşam Kongresi

Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Yaşam Kongresi’nin altıncısını 2-5 Mart 2023 tarihleri arasında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde gerçekleştirileceğini duyurmaktan ve sizleri bu bilimsel toplantıya davet etmekten onur duymaktayız.

https://ihslc.mehmetakif.edu.tr/


Saturday, November 05, 2022

Semantic Scholar

https://www.semanticscholar.org/author/Mehmet-Eren-Yuksel/29654317?sort=pub-date

C-reactive protein/albumin ratio to predict perforation in appendicitis

Eur Rev Med Pharmacol Sci 2022; 26 (22): 8333-8341

DOI: 10.26355/eurrev_202211_30366

C-reactive protein/albumin ratio greater than 7.1 is a good candidate to be used as an inflammation biomarker to predict perforation in appendicitis

M.E. Yuksel, N. Ozkan, E. Avci

Intensive Care Unit, Yıldırım Beyazıt University School of Medicine, Ankara, Turkey. doctormehmeteren@yahoo.com


OBJECTIVE: We aimed at identifying novel biomarkers to predict perforation in patients with acute appendicitis.

PATIENTS AND METHODS: Medical records of patients who underwent appendectomy due to acute appendicitis were reviewed. Complete blood count and biochemistry panel results of these patients were analyzed. This study included 58 patients, 42 (72.4%) male and 16 (27.6%) female. The mean age of the patients was 33.8±14.1 years (range: 18-75). 49 (84.5%) patients had non-perforated acute appendicitis. Perforated acute appendicitis was observed in 9 (15.5%) patients.

RESULTS: Patients with perforated appendicitis had higher appendiceal diameter, C-reactive protein (CRP) level, CRP/albumin and monocyte/lymphocyte (M/L) compared to patients with non-perforated appendicitis. Moreover, patients with perforated appendicitis had lower lymphocyte count than those with no perforation. Sensitivity rates of appendiceal diameter, CRP level, CRP/Albumin and M/L for perforated appendicitis were similar (89%). However, the most specific biomarker for perforation was CRP/albumin (87.8%), followed by CRP (85.7%), M/L (63.3%) and appendiceal diameter (57.1%). Patients with CRP/albumin>7.1, CRP>32.7 mg/L, M/L>0.44 and appendiceal diameter>9.8 mm were most likely to have appendiceal perforation.

CONCLUSIONS: We suggest that CRP/albumin, CRP, M/L, appendiceal diameter and lymphocyte count can be used to predict perforation in patients with acute appendicitis. However, the most specific inflammation biomarker indicating perforated acute appendicitis is CRP/Albumin>7.1.

Free PDF Download

Sunday, October 30, 2022

Friday, October 21, 2022

Can expected pCO2 be calculated by pCO2=HCO3+15 formula in central venous blood gas samples?

Eur Rev Med Pharmacol Sci 2022; 26 (19): 6985-6989

DOI: 10.26355/eurrev_202210_29881

Can expected pCO2 be calculated by pCO2=HCO3+15 formula in central venous blood gas samples?

M.E. Yuksel, S. Izdes, I. Aydar, M. Kasikci

Department of Intensive Care, Ankara Yildirim Beyazit University School of Medicine, Ankara, Turkey. doctormehmeteren@yahoo.com

OBJECTIVE: In mixed acid-base disorders, it is essential to identify the dominant disorder, either metabolic or respiratory. The calculation of expected partial carbondioxide (pCO2) value obtained from arterial blood gas sample can give a clue to the physician about the main disorder. There are several formulas to calculate the expected pCO2 which are not practical to use and require an arterial blood gas sample. The aim of this study is to investigate whether expected pCO2 could be calculated with a simple formula by adding 15 to the bicarbonate (HCO3) value obtained from a central venous blood gas sample.

PATIENTS AND METHODS: 50 (42.7%) female and 67 (57.3%) male patients aged 18 years and older, hospitalized in the Intensive Care Unit (ICU) between January 2022 and June 2022, whose arterial and central venous blood gas samples were drawn at the same time, were included in this study. Expected pCO2 values were calculated with both Winter’s (pCO2 = 1.5 × HCO3 + 8) and simple (pCO2 = HCO3 + 15) formulas from the data obtained from arterial and jugular central venous blood gas samples.

RESULTS: A statistically significant strong positive correlation was identified between arterial and venous expected pCO2 values, which were calculated by using both Winter’s and simple formulas [Pearson’s correlation coefficient (r) = 1, p<0.001].

CONCLUSIONS: In ICU patients, (pCO2 = HCO3 + 15) formula can be used to calculate expected pCO2 in central venous blood gas samples to identify the primary disorder as metabolic or respiratory in mixed acid-base disorders.

https://www.europeanreview.org/article/29881

Free PDF Download

Thursday, September 15, 2022

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Yan Dal Eğitimi Programı

Uzm. Dr. Mehmet Eren Yüksel, Genel Cerrahi ve Yoğun Bakım Uzmanı

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Bilim Dalı Yan Dal Eğitimi: 

7.8.2019 - 2.9.2022

Saturday, September 10, 2022

Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği 19. Ulusal Kongresi

Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği 19. Ulusal Kongresi ve 11. Avrasya Yoğun Bakım Toplantısı 9-12 Kasım 2022’de Cornelia Diamond Golf Resort Hotel, Antalya’da gerçekleştirildi. 

[SS-012]
Adsorption Therapy as an Extracorporeal Blood Purification Technique in Severe Covid-19 Patients

Mehmet Eren Yüksel1, Nazan Has Selmi2, Çağlayan Merve Ayaz3, Seval İzdeş1
1Ankara Yildirim Beyazit University School of Medicine, Department of Anesthesiology and Intensive Care, Ankara, Turkey
2Ankara City Hospital, Department of Anesthesiology and Intensive Care, Ankara, Turkey
3Ankara City Hospital, Infectious Diseaseas and Clinical Microbiology Department, Ankara, Turkey

Introduction: Cytokine storm during the course of severe Coronavirus disease (Covid-19) leads to acute respiratory distress syndrome (ARDS) and multiple organ failure, which are the main reasons of high morbidity and mortality rates in patients with Covid-19. Clearance of proinflammatory cytokines and chemokines from the bloodstream may alleviate symptoms and decrease mortality in patients with Covid-19.

Objective: We applied adsorption therapy with HA330 cartridge as an extracorporeal blood purification technique to critically ill Covid-19 patients in the intensive care unit (ICU). Thereafter, we evaluated the effectiveness of adsorption therapy by investigating the changes in cytokine levels, complete blood count and biochemistry panel, changes in clinical status before and after treatment, and mortality.

Methods: Local ethics committee approval for this study was obtained from Ankara City Hospital (E2-21-983). Fourteen (82.3%) male and 3 (17.6%) female adult severe Covid-19 patients who were treated with HA330 adsorption cartridge (Jafron©, Zhuhai City, China) in the ICU between April 2020 and October 2021 at Ankara City Hospital were reviewed retrospectively. Median age of the patients was 53.5 (interquartile range (IQR):45-62.5). Adsorption therapy was applied once to 17 patients, twice to 13 patients and three times to 9 patients for 3 hours daily for 3 consecutive days. Laboratory values and clinical results before and after adsorption therapy were noted.

Results: A statistically significant correlation was not identified between number of adsorption therapy sessions and laboratory values except a decrease in interleukin-6 (IL-6). Four out of 17 critically ill Covid-19 patients survived after adsorption therapy with HA330 cartridge (23.5%).

Conclusion: Adsorption cartridge HA330 reduced IL-6 levels in biochemistry panel of severe Covid-19 patients in the ICU.

Keywords: Adsorption, Blood purification, Coronavirus-19, Cytokine filter
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
PS-12 Is There A Relationship Between Cytomegalovirus Infection And Spontaneous Pneumothorax Incidence In Severe Covid-19 Patients?
Mehmet Eren Yüksel1, Ahmet Bilal Kandemir1, İlknur Aydar2, Seval İzdeş1
1Ankara Yildirim Beyazit University School of Medicine, Department of Anesthesiology and Intensive Care, Ankara, Turkey
2Hacettepe University School of Medicine, Department of Thoracic Surgery, Ankara, Turkey

Objectives

We encountered spontaneous pneumothorax in 3 critically ill patients with a prolonged course of Coronavirus-19 (Covid-19) disease within 3 consecutive days in the intensive care unit (ICU). These 3 patients were tested positive for antibodies against Cytomegalovirus (CMV) infection (anti-CMV-IgG+).
We wanted to investigate whether anti-CMV-IgM and anti-CMV-IgG positivity increased the incidence of spontaneous pneumothorax in severe Covid-19 patients.

Materials-Methods

Local ethics committee approval for this study was obtained from Ankara City Hospital (E2-21-981, date:10.11.2021). Twenty-seven female (40.3%) and 40 male (59.7%) adult patients with severe Covid-19 disease hospitalized in the tertiary ICU between April 2020 and October 2021 were included in this study. Median age of the patients was 70 (52-77). Mean ICU follow-up period was 23.86 days (min-max:1-90). Electronic records of these 67 patients were retrospectively reviewed for spontaneous pneumothorax, anti-CMV-IgM and anti-CMV-IgG antibiodies.

Results

Anti-CMV-IgM was positive in 1 patient (1.5%) and negative in 66 patients (98.5%). Anti-CMV-IgG was positive in 61 patients (91%) and negative in 6 patients (9%). Spontaneous pneumothorax was encountered in 9 patients (13.4%). Three patients with pneumothorax had neither anti-CMV-IgM nor anti-CMV-IgG. Six patients with pneumothorax had only anti-CMV-IgG antibodies. None of the severe Covid-19 patients with pneumothorax had anti-CMV-IgM antibodies.There was not a statistically significant relationship between anti-CMV-IgM antibodies and the development of spontanous pnemothorax (p=1). However, there was a statistically significant relationship between anti-CMV-IgG antibodies and spontaneous pneumothorax incidence in severe Covid-19 patients (p=0,028).

Conclusion

Severe Covid-19 patients with anti-CMV-IgG antibodies may be more susceptible to the development of spontaneous pneumothorax. However, a prospective multi-center study with a larger sample size should provide more information about the relationship between CMV infection and spontaneous pneumothorax incidence in severe Covid-19 patients.




Tuesday, July 26, 2022

Mehmet Eren Yuksel, MD, MSc (General Surgeon, Intensive Care Specialist)

Mehmet Eren Yuksel, MD, MSc (General Surgeon, Intensive Care Specialist)

* Surgical Intensive Care Physician @ Ankara Etlik City Hospital, Ankara, Turkey

* Intensive Care Resident at Ankara Yildirim Beyazit University School of Medicine, Ankara, Turkey

* Resident Member of American College of Surgeons https://www.facs.org/

* ECFMG certified. https://www.ecfmg.org/

* DAAD Scholar / Alumni. https://www.daad.de/en/

* Aksaray University School of Medicine, Department of General Surgery, Aksaray, Turkey

* Mecca Diyanet Turkish Hospital, General Surgeon, Mecca, Saudi Arabia 

* Devrek State Hospital, General Surgeon, Zonguldak, Turkey

* Gazi University School of Medicine, General Surgery Resident, Ankara, Turkey

* Greifswald University, Internal Medicine Resident, Greifswald, Germany

* Fachkrankenhaus Coswig, Internal Medicine Resident, Dresden, Germany

* Dresden Technical University, MSc in Molecular Bioengineering, Dresden, Germany

* Ankara University School of Medicine, Ankara, Turkey

* Ankara Ataturk Anatolian High School, Ankara, Turkey

* e-mail: doctormehmeteren@yahoo.com

Sunday, June 26, 2022

7. Yoğun Bakım Yeterlilik Kursu

Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği tarafından hazırlanan 7. Yoğun Bakım Yeterlilik Kursu 25 – 26 Haziran 2022 Cumartesi ve pazar günlerinde Ankara Limak Ambassadore Otel’de düzenlenecektir. 

Yer: Limak Ambassadore Hotel Ankara (Gaziosmanpaşa, Boğaz Sk. No:19, 06700 Çankaya/Ankara)
Tarih: 25 – 26 Haziran 2022 (Cumartesi-Pazar)