Saturday, September 10, 2022
Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği 19. Ulusal Kongresi
Tuesday, July 26, 2022
Mehmet Eren Yuksel, MD, MSc (General Surgeon, Intensive Care Specialist)
Mehmet Eren Yuksel, MD, MSc (General Surgeon, Intensive Care Specialist)
* Surgical Intensive Care Physician @ Ankara Etlik City Hospital, Ankara, Turkey
* Intensive Care Resident at Ankara Yildirim Beyazit University School of Medicine, Ankara, Turkey
* Resident Member of American College of Surgeons https://www.facs.org/
* ECFMG certified. https://www.ecfmg.org/
* DAAD Scholar / Alumni. https://www.daad.de/en/
* Aksaray University School of Medicine, Department of General Surgery, Aksaray, Turkey
* Mecca Diyanet Turkish Hospital, General Surgeon, Mecca, Saudi Arabia
* Devrek State Hospital, General Surgeon, Zonguldak, Turkey
* Gazi University School of Medicine, General Surgery Resident, Ankara, Turkey
* Greifswald University, Internal Medicine Resident, Greifswald, Germany
* Fachkrankenhaus Coswig, Internal Medicine Resident, Dresden, Germany
* Dresden Technical University, MSc in Molecular Bioengineering, Dresden, Germany
* Ankara University School of Medicine, Ankara, Turkey
* Ankara Ataturk Anatolian High School, Ankara, Turkey
* e-mail: doctormehmeteren@yahoo.com
Sunday, June 26, 2022
7. Yoğun Bakım Yeterlilik Kursu
Türk Yoğun Bakım Uzmanları Derneği tarafından hazırlanan 7. Yoğun Bakım Yeterlilik Kursu 25 – 26 Haziran 2022 Cumartesi ve pazar günlerinde Ankara Limak Ambassadore Otel’de düzenlenecektir.
Yer: Limak Ambassadore Hotel Ankara (Gaziosmanpaşa, Boğaz Sk. No:19, 06700 Çankaya/Ankara)
Tarih: 25 – 26 Haziran 2022 (Cumartesi-Pazar)
![]() |
Thursday, May 19, 2022
American College of Surgeons
Thursday, May 19, 2022
Dear Dr. Yuksel:
We are pleased to advise you that your application has been approved.
Welcome to the American College of Surgeons as a Resident member.
Sunday, May 15, 2022
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. Uluslararası / 4. Ulusal Sağlık Hizmetleri Kongresi
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. Uluslararası / 4. Ulusal Sağlık Hizmetleri Kongresi,
10-12 Haziran 2022, https://www.inhsc.org/
1- Sözlü Bildiri: Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Mekanik Ventilatöre Bağlı Entübe Hastalarda İki Saat Spontan Solunum Denemesi Sonunda Ölçülen Hızlı Sığ Solunum İndeksi Ekstübasyon Başarısı Hakkında Fikir Verebilir
2- Sözlü Bildiri: Recurrence Rates After Modified Limberg Flap Procedure For The Treatment Of Pilonidal Disease Vary Between 0%-10%: Why Is There Such A Big Difference Within Recurrence Rates?
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE YATAN MEKANİK
VENTİLATÖRE BAĞLI ENTÜBE HASTALARDA İKİ SAAT SPONTAN SOLUNUM DENEMESİ SONUNDA
ÖLÇÜLEN HIZLI SIĞ SOLUNUM İNDEKSİ EKSTÜBASYON BAŞARISI HAKKINDA FİKİR VEREBİLİR
Mehmet
Eren Yüksel, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp
Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara. e-posta: doctormehmeteren@yahoo.com
Ahmet
Bilal Kandemir, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım
Bilim Dalı, Ankara. e-posta: dr.bilal84@gmail.com
Özet:
Yoğun bakım ünitesinde yatan entübe hastaların mekanik ventilatörden ayrılmasını (weaning) ve ekstübasyon sonuçlarını tahmin etmek için tıbbi literatürde en çok kullanılan parametre solunum hızının tidal hacime (f/VT) oranı olarak tanımlanan Hızlı Sığ Solunum İndeksi’dir. (RSBI). Hasta spontan solunum denemesini başarıyla geçtiğinde "weaning başarısı”ndan ve hasta spontan solunum denemesinden sonra ekstübe edildiğinde ve sonraki 48 saat içinde yeniden entübe edilmediğinde "ekstübasyon başarısı”ndan bahsedilebilir (Baptistella ve ark.., 2018). RSBI’nin 105’in altında olmasının başarılı bir weaning’i tahmin etmede iyi bir belirteç olduğu bildirilmiştir (MacIntyre ve ark., 2001). Ancak, başarılı bir şekilde ekstübe edilen hastalarda RSBI'nin 50 civarında olduğunu, ekstübasyon sürecinde başarısız olanlarda RSBI'nin 80 civarında olduğunu belirten yayınlar da mevcuttur (Upadya ve ark., 2005; Savi ve ark., 2012).
Chatila ve ark. (1996) spontan solunum denemesinin başlangıcında ölçülen RSBI'nin sonuçla korele olmadığını, ancak 30 ila 60 dakikalık spontan solunum denemesinde ölçülen RSBI'nin, weaning sonucunu daha iyi öngördüğünü bildirmiştir. Kuo ve ark. (2006) da 1 dakikalık spontan solunum denemesinde başarılı ve başarısız iki grup arasında RSBI'de fark olmadığını, ancak 120. dakikada RSBI’nin ekstübasyon başarısızlığı olan hastalarda anlamlı olarak daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Segal ve ark. (2010) RSBI’yi 2 saatlik spontan solunum denemesi sırasında her 30 dakikada bir ölçmüştür. İlk RSBI’nin, ekstübasyon başarısı ve ekstübasyon başarısızlığı gruplarında benzer olduğunu saptamışlardır, ancak RSBI değeri ekstübasyon başarısız olan grupta zamanla artarken, ekstübasyon başarılı olan grupta RSBI değişmemiş veya azalmıştır. Mevcut bilgilerin ışığında iki saat spontan solunum denemesi sonunda ölçülen RSBI değerinin ekstübasyon başarısı hakkında klinisyene daha doğru fikir vereceğini düşünüyoruz.
Anahtar Sözcükler: Ekstübasyon,
Mekanik Ventilatör, Yoğun Bakım
RECURRENCE
RATES AFTER MODIFIED LIMBERG FLAP PROCEDURE FOR THE TREATMENT OF PILONIDAL
DISEASE VARY BETWEEN 0%-10%: WHY IS THERE SUCH A BIG DIFFERENCE WITHIN
RECURRENCE RATES?
Mehmet Eren Yüksel,
Ankara Yıldırım Beyazıt University School of Medicine, Intensive Care Unit,
Ankara, Turkey
e-mail: doctormehmeteren@yahoo.com
Abstract:
Introduction: Modified
Limberg flap technique is applied for the treatment of pilonidal disease.
Aim: We
aimed to determine recurrence rates after modified Limberg flap procedure.
Method:
A Pubmed search between 2009-2021 was performed in order to identify studies
reporting complications and recurrence rates after modified Limberg flap procedure
for the treatment of pilonidal disease. Nineteen studies were identified.
Results:
Recurrence rates after modified Limberg flap procedure were 5.4% (Can et al.,
2010), 0.97% (Akin et al., 2010), 10% (Aren et al., 2010), 1.67% (Elshazly et
al., 2011), 4.2% (Kaya et al., 2012), 0% (Karaca et al., 2012), 2.8% (Ahmed et
al., 2013), 3% (Bessa et al., 2013), 3.3% (Shabbir et al., 2014), 0% (Yildiz et
al., 2014), 6.8% (Bayhan et al., 2015), 6.5% (Tokac et al., 2015), 0.8% (Yoldas
et al., 2015), 2% (Saydam et al., 2015), 4.5% (Sabuncuoglu et al., 2015), 2%
(Sarhan et al., 2016), 3.7% (Kose et al., 2017), 3.3% (Sabry et al., 2018) and
7.4% (Abdelnaby et al., 2018), respectively (Table 1).
Discussion
and Conclusion: Recurrence rates after modified Limberg
flap procedure for the treatment of pilonidal disease vary between 0%-10%.
Dispersion of the pits in the gluteal sulcus, various flap sizes, hairiness of
the gluteal region, prior wound infection within the operation field, different
lateralization distances of the flaps from the midline, post-operative wound
care, immunosuppression, underreporting and a short follow-up period may play
role in the outcomes after surgical treatment. A drawing template which was
recommended by Yuksel et al. in 2019 may help to standardize modified Limberg
flap procedure in order to facilitate the comparison of end results accurately.
Keywords: Flap, Limberg, Modified, Pilonidal, Recurrence
Sunday, April 17, 2022
Yoğun Bakım
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
Yoğun Bakım Yan Dal Eğitimi Programı
Ankara Şehir Hastanesi
Genel Hastane, Mh1c1 Yoğun Bakım Ünitesi
Saturday, March 19, 2022
Friday, March 18, 2022
Dekübit Ülserlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Kapsamında Takibinde ve Tedavisinde Bası Yarası Sınıflandırma Sistemi Kullanılmalıdır
|
DEKÜBİT ÜLSERLERİNİN EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ KAPSAMINDA TAKİBİNDE VE TEDAVİSİNDE BASI YARASI SINIFLANDIRMA SİSTEMİ KULLANILMALIDIR |
|
|
|
|
Mehmet Eren YÜKSELUzm. Dr. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com |
|
|
ÖZET |
|
|
Dekübit ülserleri cilt ve cildin altındaki yumuşak dokuda başınç ve sürtünmeden kaynaklanan lokalize yaralardır. Dekübit ülseri olan hastaların birçoğu yatağa bağımlıdır ve söz konusu dekübit ülserlerinin takibi ve tedavisi için hastaların evlerinden hastaneye transferinde teknik zorluklar yaşanmaktadır. Bu nedenle, dekübit ülserleri olan hastalar yara pansumanı ile debritmanı ihtiyacı olan ve evde sağlık hizmetleri kapsamında takipleri ve tedavileri yapılan olgulardır. Ancak, evde sağlık hizmetleri kapsamında dekübit ülseri takibi ve tedavisi yapılan hastaların bası ülserlerinin standart bir sınıflandırma ile takip edilmesi gerekir. Bu sayede, tedavi başarısı veya başarısızlığı ivedilikle tespit edilerek hastalara en uygun tedavi yöntemi uygulanabilir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın
10.2.22 tarihinde yayınlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında
Yönetmelik (Resmî Gazete, sayı: 31746) Madde 12’ye göre hastanın rızasının
olması halinde sağlık hizmetine ilişkin görüntü kaydı alınabilir. Söz konusu
kayıtlar uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık kurumunda veya Sağlık
Bakanlığı’nın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanacaktır. Ancak,
bu kayıtlar on iki aydan fazla saklanamaz ve söz konusu sürenin dolmasını
takiben silinecektir. Hastaların dekübit ülserlerinin fotoğrafları evde
sağlık hizmetleri ekibi tarafından çekilip dijital ortama aktarılabilir. Bu
esnada, dekübit ülserinin derecesinin
de evreleme sistemlerine uygun olarak sınıflandırılarak dijital veri ortamına
aktarılması hastaların takibinin daha kolay, anlaşılır ve verimli olmasını
sağlayacaktır. Ulusal Bası Yarası Danışma Paneli’nin (
National Pressure Injury Advisory Panel- NPIAP) ve Avrupa Bası Ülseri Danışma
Paneli’nin (European Pressure Ulcer
Advisory Panel, EPUAP) beraber hazırlamış olduğu Uluslararası NPIAP / EPUP
Bası Ülseri Sınıflandırma Sistemi (2009, 2014), Dünya Sağlık Örgütü
(WHO-ICD-11, 2018) ve NPIAP Sınıflandırma Sistemi (2016) dekübit ülserlerinin
sınıflandırılmasında kullanılan başlıca sınıflandırma sistemleridir.
Uluslararası NPIAP / EPUAP bası ülseri sınıflandırma sistemine göre kategori
1 bası ülseri: basmakla solmayan eritem, kategori 2: kısmi kalınlıkta deri
kaybı, kategori 3: tam kalınlıkta deri kaybı, kategori 4: tam kalınlıkta doku
kaybıdır. WHO sınıflamasında ise bası ülserleri 1., 2., 3. ve 4. derece bası
ülseri olarak sınıflandırılmıştır. NPIAP bası ülseri sınıflandırma sisteminde
Evre 1 bası yarası: bütünlüğü tam olan derinin basmakla solmayan eritemi,
evre 2: açıkta kalan dermis ile kısmi kalınlıkta deri kaybı, evre 3: tam
kalınlıkta deri kaybı, evre 4: tam kalınlılkta deri ve doku kaybı olarak
sınıflandırılmaktadır. NPIAP sınıflandırma sisteminde evrelerin açıklamalarının ayrıntılı ve anlaşılır olması dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasını kolaylaştırılmaktadır. Ancak, dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasında NPIAP/EPUAP ve WHO gibi sınıflandırma sistemleri de kullanılabilir. Esas olan, standart bir bası yarası sınıflandırma sistemi üzerinde uzlaşılarak dekübit ülserlerinin takibinin ve tedavisinin özenle yapılmasıdır. |
|
|
Anahtar Kelimeler: Bası, dekübit, ülser, yara |
|
A PRESSURE ULCER CLASSIFICATION SYSTEM SHOULD BE USED FOR THE FOLLOW-UP AND TREATMENT OF PRESSURE ULCERS WITHIN THE SCOPE OF HOME HEALTH SERVICES
Mehmet
Eren YUKSEL
M.D., Yıldırım Beyazıt
University School of Medicine, Intensive Care Unit, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com
ABSTRACT
Pressure ulcers are
localized sores in the skin and underlying soft tissue which are caused by
pressure and friction. Many patients with pressure ulcers are bedridden and
there are technical difficulties in transferring these patients from their
homes to the health care facilites for follow-up and treatment of their
pressure ulcers. Therefore, patients with pressure ulcers need wound dressing
and debridement; thus they are followed up and treated within the scope of home
health services. Moreover, pressure ulcers of these patients should be followed
up with a standard classification. Hence, the success or failure of the pressure
ulcer treatment can be determined immediately and the most appropriate
treatment method can be applied to the patients.
According to Article 12
of the Regulation on the Delivery of Remote Health Services (Legal Gazette,
number: 31746) of the Ministry of Health of the Republic of Turkey published on
10.2.22; images of the provided health service can be recorded if the patient's
consent is obtained. These records will be stored in the health institution
providing remote health services or in secure data centers permitted by the
Ministry of Health. However, these records cannot be kept for more than twelve
months and will be deleted after the expiry of this period. Photographs of the pressure
ulcers of these patients can be taken by the health care team and transferred
to digital media. Meanwhile, classifying the degree of the pressure ulcers in
accordance with the pressure ulcer staging systems and transferring them to the
digital data environment will make the follow-up of these patients easier,
understandable and efficient.
International NPIAP /
EPUP Pressure Ulcer Classification System (2009, 2014), prepared jointly by the
National Pressure Injury Advisory Panel (NPIAP) and the European Pressure Ulcer
Advisory Panel (EPUAP), The World Health Organization (WHO-ICD-11, 2018) and
the NPIAP Classification System (2016) are the main classification systems used
for the classification of pressure ulcers. According to the international NPIAP
/ EPUAP pressure ulcer classification system, category 1 pressure ulcer is: nonblanchable
erythema, category 2: partial-thickness skin loss, category 3: full-thickness
skin loss, category 4: full-thickness tissue loss. In the WHO classification,
pressure ulcers are classified as 1st, 2nd, 3rd and 4th degree pressure ulcers.
In the NPIAP pressure ulcer classification system, pressure ulcers are
classified as stage 1 pressure ulcer: non-blanchable erythema
of intact skin, stage 2: partial-thickness skin loss with exposed dermis, stage
3: full-thickness skin loss, stage 4: full-thickness skin and tissue loss.
The detailed and
understandable descriptions of the stages within the NPIAP classification facilitate
the classification of pressure ulcers. However, classification systems such as
NPIAP/EPUAP and WHO can also be used to classify pressure ulcers. The main
issue is both to accomplish the follow
up and treatment of pressure ulcers with ultimate care by agreeing on a
standard pressure ulcer classification system.
Keywords: Pressure, decubitus, ulcer, wound
Wednesday, March 16, 2022
Thursday, February 17, 2022
Uzm. Dr. Mehmet Eren Yüksel - Genel Cerrahi ve Yoğun Bakım Uzmanı
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nden 1998 yılında mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun olmuştur. Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisansını tamamlamıştır. 2007 yılında Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı vermiştir. Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinde İç Hastalıkları alanında asistan doktor olarak çalışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı (USMLE) geçerek 2010 yılında ECFMG sertifikasını almaya hak kazanmıştır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun olmuştur. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapmıştır. Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak 2017-2019 yılları arasında çalışmıştır. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2019-2022 tarihleri arasında Yoğun Bakım Bilim Dalı'nda yan dal eğitimi tamamlayarak Yoğun Bakım Uzmanı olmuştur. Başlıca yayınları arasında “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim”, “Dermatoloji Atlası - İlk Atlas”, “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi”, "Genel Cerrahi Atlası - İlk Atlas" konulu kitapları ve çeşitli mesleki makaleleri yer almaktadır.
Uzm. Dr. Mehmet Eren Yüksel - Özgeçmiş
https://avesis.aybu.edu.tr/meyuksel
|
Derece
|
Bölüm / Program |
Üniversite |
Yıl |
|
Yan Dal Eğitimi |
Yoğun Bakım Bilim Dalı |
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
7.8.2019 - 2.9.2022 |
|
Tıpta Uzmanlık
Eğitimi |
Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı |
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
12.11.2008 - 1.04.2014 |
|
Yüksek Lisans |
Moleküler Biyomühendislik Master Programı
|
Dresden Teknik Üniversitesi Almanya |
5.10.2004 - 25.9.2006 |
|
Lisans |
Tıp Fakültesi |
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
1998 - 30.6.2004 |
|
Lise |
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi
|
1991 - 1998 |
|
Thursday, February 10, 2022
Genel Cerrahi Atlası, İlk Atlas
GİRİŞ
Genel cerrahi elektrolit ve sıvı dengesi, şok, yara iyileşmesi, cerrahi enfeksiyonlar, travma, yanık, yoğun bakım, transplantasyon, malign melanom, tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, meme hastalıkları, gastroözofagial reflü, fıtıklar, akut karın, apandisit, özofagus, mide, karaciğer, safra kesesi, dalak, pankreas, ince ve kalın bağırsak hastalıkları, morbid obezite, miminal invaziv cerrahi ve anorektal bölge hastalıkları gibi birçok konuyu ve tedavilerini içeren önemli bir bilim dalıdır. Bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak her geçen gün yeni tedavi yöntemleri ve cerrahi teknikler geliştirilmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimleri ve özellikle stajları esnasında okumaları ve özümseyerek öğrenmeleri gereken bilgi miktarı her geçen gün artmaktadır. Genel cerrahi ders kitaplarındaki sayfa sayısı sürekli artarken konular ile ilgili öğretici resimlerin sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, genel cerrahideki birçok konunun daha kolay öğrenilebilmesi ve kavranabilmesi amacıyla konular ile ilgili resimlere ve şemalara temel cerrahi kitaplarında daha çok yer verilmesi uygun olacaktır.
Öte yandan, sık görülen genel cerrahi olgularını içeren Türkçe yazılmış genel cerrahi atlası sayısı azdır. Ülkemizde mevcut olan birçok genel cerrahi atlası yabancı dilden tercüme edilmiş olup genellikle ameliyat tekniklerini anlatmaktadır. Ancak, tıp fakültesi öğrencilerinin ameliyat tekniklerinin yanı sıra genel cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisi üzerinde de yoğunlaşmaları gerekmektedir. Bu nedenle, genel cerrahi ders kitaplarına eşlik edecek, okunulan konu ile ilgili resimlerin ve açıklayıcı notların yer aldığı atlaslara ihtiyaç vardır. Hazırladığımız bu genel cerrahi atlası ile sık görülen olguların resimlerinden ve kısa açıklamalarından faydalanılarak genel cerrahi konularının tıp fakültesi öğrencilerine göstererek, merak uyandırarak ve benimseterek öğretilmesi amaçlanmıştır. Ancak, bu atlas sadece bir yardımcı kaynaktır. Hem tıp fakültesi öğrencileri hem de meslektaşlarımız doğru teşhis ve tedavi için hastalarını mutlaka genel cerrahi uzman doktorlarına yönlendirmelidir. Genel Cerrahi Atlası – İlk Atlas’ın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.
https://www.ankaranobel.com/genel-cerrahi-atlasi-ilk-atlas
Saturday, January 15, 2022
Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi
Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi İçin Teknik Yardım
EuropeAid/139230/IH/SER/TR, Kontrat No: TREESP3.1.IBTMST/P-01-01
Hasta Kan Yönetimi, Eğiticilerin Eğitimi Programı, 12-13-14 Ocak 2022, Bilkent, Ankara
















