Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi İçin Teknik Yardım
EuropeAid/139230/IH/SER/TR, Kontrat No: TREESP3.1.IBTMST/P-01-01
Hasta Kan Yönetimi, Eğiticilerin Eğitimi Programı, 12-13-14 Ocak 2022, Bilkent, Ankara
Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi İçin Teknik Yardım
EuropeAid/139230/IH/SER/TR, Kontrat No: TREESP3.1.IBTMST/P-01-01
Hasta Kan Yönetimi, Eğiticilerin Eğitimi Programı, 12-13-14 Ocak 2022, Bilkent, Ankara
ÖNSÖZ
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldum. Aynı yıl Türk Eğitim Vakfı ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa sınavla seçtiği öğrencilere verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisans programına başladım. Yüksek lisans eğitimimi M.Sc. derecesiyle “Atomic Force Microscopy of Changes in Cell Morphology after Scrapie Infection” başlıklı tezle 2007 yılında tamamladıktan sonra Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi hastanelerinde İç Hastalıkları asistanı olarak çalıştım. Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı 2007 yılında verdim. 2008 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı 2010 yılında geçerek ECFMG sertifikası almaya hak kazandım. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun oldum. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptım. 2017-2019 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yaptım. Halen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Yoğun Bakım Yan Dal Programı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmalarıma devam ediyorum.
Yurtdışında edindiğim mesleki tecrübenin ve gözlemlerimin ışığında farklı araştırma merkezlerinde çalışmanın, diğer kültürlerle etkileşmenin, yeni yöntem ve tekniklerle eğitim almanın bilimsel gelişmenin temeli olduğu kanaatine vardım. Bunun üzerine, Almanya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim almak isteyen meslektaşlarıma yol göstermek amacıyla “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim” ve “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi” başlıklı kitapları yazdım. Yazdığım bu kitaplar ile bilimsel araştırmaya meraklı, klinik ve laboratuvar çalışmalarını birleştirerek disiplinler arası yaklaşım ile bilime katkıda bulunmak isteyen öğrencilere yol göstermek istedim. Ayrıca, Türkiye’den Almanya’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne eğitim almak için gidecek olan öğrencilerin yurt dışında edindikleri mesleki bilgiyi ve tecrübeyi yurdumuzdaki üniversitelere ve araştırma merkezlerine aktarmaları beklentisi de bu kitapların yazılmasındaki başlıca itici gücü oluşturdu. Ayrıca zorunlu hizmet esnasında, dermatoloji uzmanının bulunmadığı hastanelerde hastaların lezyonların tanısının koyulması ve eksizyonu için genel cerrahi polikliniklerine başvurduğunu gözlemledim. Bu nedenle, meslektaşım Dr. Funda Tamer’in “Dermatoloji Atlası – İlk Atlas”ının yazımına katkıda bulundum. Bu sayede, disiplinler arası işbirliği ile meslektaşlarımıza dermatolojik hastalıklar konusunda yardımcı olacak özgün bir atlas hazırladık. Söz konusu atlasın ilk baskısının hızla tükenmesi ve tıp fakültesi öğrencilerinin atlasa yoğun ilgi göstermeleri üzerine genel cerrahi alanında da bir atlas hazırlamaya karar verdim.
Bu genel cerrahi atlasında, tıp fakültesi öğrencilerinin genel cerrahi ders kitaplarında okudukları teorik bilgileri olgu resimleri ile birlikte pekiştirmesini amaçladım. Genel cerrahide sık görülen olgu resimlerinin altına hastalıklar hakkındaki güncel bilgileri yazdım. Böylelikle, tamamen kendi hasta arşivimdeki olgulara dayalı özgün bir genel cerrahi atlası hazırladım. Genel Cerrahi Atlası’nın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.
Dr. Mehmet Eren Yüksel
Genel Cerrahi Uzmanı
doctormehmeteren@yahoo.com
Ankara, Mart 2022
[SS-002]
| Karakteristik özellikler | Yaşayanlar | Vefat Edenler | Total | P değeri |
| Cinsiyet (n,%) Erkek Kadın | 6 (75) 2 (25) | 10 (62.5) 6 (37.5) | 16 (66.7) 8 (33.3) | 0.67§ |
| Yaş (yıl) | 61.5 (29) | 63.5 (19) | 63 (19) | 0.85* |
| Semptom ortaya çıkış süresi (gün) | 6.5 (3) | 6.5 (6) | 6.5 (6) | 0.60* |
| YBÜ yatış süresi (gün) | 29.5 (42) | 22.0 (23) | 22.5 (34) | 0.42* |
| Mekanik ventilatör süresi (gün) | 26 (59) | 16 (27) | 19 (29) | 0.32* |
| Eşlik eden hastalık varlığı (n,%) Diyabet Hipertansiyon Koroner arter hastalığı | 7 (87.5) 4 (50) 6 (75) - | 11 (68.8) 4 (25) 7 (43.8) 5 (100) | 18 (75) 8 (33.3) 13 (54.2) 5 (20.8) | 0.62§ 0.36§ 0.21§ 0.13§ |
| Komplikasyon gelişmesi (n,%) | 5 (62.5) | 7 (43.8) | 12 (50) | 0.67* |
| Antibiyotik kullanımı (n,%) | 4 (50) | 11 (68.8) | 15 (62.5) | 0.41* |
| APACHE II skoru | 15 (9) | 18.5 (12) | 16 (9) | 0.13* |
| Laboratuvar parametreleri | IVIG tedavisi öncesi | IVIG tedavisi sonrası | P değeri# | |
| Nötrofil sayısı x10 9/L | 8.4 (6.5) | 8.0 (7.8) | 0.84 | |
| Lenfosit sayısı x10 9/L | 0.59 (0.49) | 0.59 (0.45) | 0.26 | |
| Trombosit sayısı x10 9/L | 206.5 (152) | 210 (142) | 0.48 | |
| Nötrofil/lenfosit oranı | 13.0 (10.4) | 11.8 (7.0) | 0.39 | |
| Laktat dehidrogenaz (U/L) | 456.5 (349) | 459.5 (193) | 0.18 | |
| D-dimer (mg/L) | 2.79 (4.91) | 2.69 (6.05) | 0.74 | |
| Fibrinojen (g/L) | 5.4 (2.9) | 4.4 (2.8) | 0.22 | |
| Ferritin (µg/L) | 1011 (1417) | 715 (1198) | 0.38 | |
| Prokalsitonin (µg/L) | 0.30 (0.35) | 0.51 (1.17) | 0.10 | |
| C-reaktif protein (g/L) | 66 (136) | 95 (151) | 0.76 | |
| İnterlökin-6 (pg/mL) | 31.1 (34.3) | 38.2 (61.4) | 0.40 | |
| Aspartat aminotransferaz (U/L) | 44.5 (50) | 40.5 (26) | 0.21 | |
| Alanin aminotransferaz (U/L) | 52.5 (48) | 34.5 (46) | 0.01 |
| Bu çalışmamız için Ankara Şehir Hastanesi 2 No’lu Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığı’ndan onay alınmıştır (E2-21-835)). |
http://www.yogunbakim2021.org/BildiriOzetleri.aspx
18. Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım E-Kongresi & 10. Avrasya Yoğun Bakım E-Toplantısı
6-9 Aralık 2021
İLK TRİMESTERDEKİ GEBELER CORONAVİRÜS-19 AŞISI OLABİLİR Mİ?
Uz. Dr. Mehmet Eren YÜKSEL
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara
Giriş
Türkiye'de Ağustos 2021 tarihinden itibaren Coronavirus-19 (Covid-19) ile enfekte olan ve yoğun bakımda yatarak tedavi edilmesi gereken gebe hasta sayısındaki artış dikkat çekicidir. Gebelerde görülen Covid-19 ile enfekte olma yüzdesindeki artıştan Covid-19 Delta varyantının sorumlu olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, ilk trimesterdeki gebelerin aşılanma oranlarının düşüklüğü de ilk trimesterdeki gebelerin morbidite ve mortalite oranlarını yükseltmektedir.
Amaç
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü uzman doktorlarının gebelere organegenezin tamamlandığı 16-20 haftadan sonra Covid-19 aşısı yapılmasının önerildiği öğrenilmiştir. Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü uzman doktorları arasında ise gebelere Covid-19 aşılarının ilk trimesterden (12 hafta) sonra yapılması görüşünün hakim olduğu görülmüştür. Tıp doktorları arasında tam bir fikir birliği olmamakla birlikte ilk trimesterdeki gebelere aşı olmalarının tavsiye edilmediği tespit edilmiştir. İlk trimesterde Covid-19 ile enfekte olan gebe hasta sayısındaki artış nedeniyle Türkiye'deki ve dünyadaki aşı izinlerinin ve çalışmalarının tekrar incelenmesi gerekliliği doğmuştur.
Tartışma
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşısı bilgilendirme platformunda "Gebelikte inaktif Covid-19 aşısının uygulanmasına ilişkin veriler incelendiğinde gebelere aşı uygulanması tavsiye edilmektedir. Yapılan araştırmalarda aşılanmanın gebelerin düşük riskini arttırmadığı yönünde bilgiler yayımlanmıştır.” ifadesi yer almaktadır. “Aşının gebeliğin ilk üç ayından sonra uygulanması önerilir." ibaresi söz konusu bilgilendirme platformundan çıkarılmıştır (1).
Türk Tabipleri Birliği ise "Covid-19 aşıları ve sık sorulan sorular" üst başlığı ve "Gebeler veya Gebe Kalmak İsteyenler Aşılansınlar Mı?" başlığı altında şu açıklamayı yapmıştır: "Gebeler aşı çalışmalarına alınmamıştır. Ancak ABD ve İsrail’de yapılan yaygın aşılama sırasında gebe oldukları tesadüfen anlaşılanlarda, güvenlik açısından bir sorunla karşılaşılmamıştır. Bazı gebeliklerde COVID-19 geçirmek ise özellikle risklidir. Diyabet, bağışıklık problemleri, yüksek tansiyonu olan, astımı, böbrek hastalığı olan gebeler ile fazla kilosu olan, 35 yaş üzerindeki ve 28. haftadan sonraki gebeler ve sağlık çalışanı gebeler daha risklidir ve aşılanmaları kuvvetle önerilmelidir. Amerika Jinekoloji Derneği ve İngiltere Sağlık Otoritesi gebelerin aşılanmasını önermektedir. Gebe kalmak isteyenlerin aşılanmasında ise hiçbir sıkıntı bulunmamaktadır. Aşılandıktan sonra tesadüfen gebe olduğunu öğrenenlerin endişelenmelerine gerek yoktur. Aşılar, gebeliğin başından itibaren uygulanabilir. Ancak gebeliğin ilk dönemi, kendiliğinden düşüklerin en sık görüldüğü dönem olduğundan aşılama ile ilişkilendirilmemesi için ilk 12-16 hafta beklenebilir. Özellikle gebeliğin üçüncü döneminde aşılama çok önemlidir." (2).
Amerika Birleşik Devletleri Hastalıkları Kontrol ve Engelleme Merkezleri Kurumu (Centers For Disease Control and Prevention) ise 11 Ağustos 2021 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile gebeliğin erken döneminde aşılamayı değerlendirdiklerini ve 20 haftalık hamilelikten önce bir mRNA Covid-19 aşısı olan yaklaşık 2.500 gebe kadın arasında düşük yapma riskinde artış bulunmadığını bildirmiştir. Gebeliklerin yaklaşık %11-16'sında düşük saptandığı ve bir Covid-19 aşısı olduktan sonra gerçekleşen düşük oranlarının, genel popülasyonda beklenen düşük oranına benzer şekilde, yaklaşık %13 olduğunu belirtmiştir (3-4).
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise kar zarar oranı gözetilerek gebelere aşı olma tavsiyesinde bulunulmasını ve gebelerin aşının olası yan etkileri hakkında bilgilendirilmesini önermiştir (5).
Sonuç
İlk trimesterdeki Covid-19 enfeksiyonuna bağlı anne ve fetüs morbiditesinin ve mortalitesinin engellenmesi için Covid-19 aşıları hakkında yapılan araştırmaların yakın takibine, gebelerin aşının önemi ve yan etkileri hakkında bilgilendirilmesine ve mevcut Covid-19 ile enfekte olan gebelerin verilerinin diğer meslektaşlar ile paylaşılarak bilgi, tecrübe ve görüş alışverişinin sağlanmasına ihtiyaç vardır.
Anahtar kelimeler: Aşı, Covid-19, gebe, trimester
Kaynaklar:
(1) T.C. Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşısı bilgilendirme platformu. Sıkça sorulan sorular. https://covid19asi.saglik.gov.tr/TR-77694/sikca-sorulan-sorular.html?Sayfa=2
(2) Türk Tabipleri Birliği. Covid-19 aşıları ve sık sorulan sorular. https://www.ttb.org.tr/makale_goster.php?Guid=6dc46898-d802-11eb-9450-8a9f7b8c4cda
(3) Centers for Disease Control and Prevention. New CDC Data: COVID-19 Vaccination Safe for Pregnant People https://www.cdc.gov/media/releases/2021/s0811-vaccine-safe-pregnant.html
(4) Lauren Head Zauche, Bailey Wallace, Ashley N. Smoots et al. Receipt of mRNA COVID-19 vaccines preconception and during pregnancy and risk of self-reported spontaneous abortions, CDC v-safe COVID-19 Vaccine Pregnancy Registry 2020-21, 09 August 2021. https://doi.org/10.21203/rs.3.rs-798175/v1
(5) Update on WHO Interim recommendations on COVID-19 vaccination of pregnant and lactating women. Tracey Goodman, WHO/HQ/IVB, AFRO Webinar, June 2, 2021. https://cdn.who.int/media/docs/default-source/2021-dha-docs/update-on-who-interim-recommendations-on-c-19-vaccination-for-pregnant-and-lactating-women-70-.pdf?sfvrsn=2c1d9ac8_1&download=true
3. Ulusal Sağlık Hizmetleri Sempozyumu- 19 - 20 Kasım 2021
HEMODİYALİZ HASTALARI HBSAG+,
ANTİ-HBS+ GEÇİRMİŞ, ANTİ-HBS+ AŞILI VE NAİV OLMAK ÜZERE 3 GRUBA AYRILMALIDIR VE
HER GRUP İÇİN AYRI HEMODİYALİZ MAKİNASI KULLANILMALIDIR
Uz. Dr. Mehmet Eren YÜKSEL
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara
Giriş: Okult
Hepatit B, Hepatit B virüs (HBV) DNA’sının HBV yüzey antijeni (HbsAg)
olmaksızın devamlı insan vücudunda bulunması halidir (1-3). Okult Hepatit B’nin primer yerleşim
yerinin karaciğer olduğu düşünülmüş olsa da enfekte olan karaciğer alındıktan
sonra karaciğer nakli yapılan hastalarda HBV’nin sebat ettiği tespit edilmiştir.
Bu durum, HBV’nin ekstrahepatik rezervuarlarının olduğunu göstermektedir (4).
Türkiye’de
hemodiyalize alınacak olan hastalar HbsAg-pozitif olan ve Anti-HBs-pozitif olmak üzere 2 gruba ayrılmaktadır ve hastalar
2 farklı hemodiyaliz makinasında hemodiyalize girmektedir. Ancak, hemodiyaliz
tedavisi uygulanan ve hemodiyaliz tedavisine başlamadan önce HbsAg-negatif olan
ve daha önce Hepatit-B virüsü ile karşılaşmamış olan hastalar Anti-HBs-pozitif
olan hastaların hemodiyalize alındığı makinalarda hemodiyalize alınsa da, söz
konusu hastalarda bir süre sonra HbsAg-pozitifliği görülebilmektedir.
Yöntem: Pubmed’de
1994 yılından itibaren HBs-antijeni-negatif ve Anti-HBs-pozitif olmasına rağmen
Hepatit-B reaktivasyonu görülen vaka sunumları ve derlemeler ayrıntılı olarak
incelenmiştir.
Tartışma: Kan
transfüzyonu ile Hepatit-B virüs enfeksiyonu bulaşabilir (5). Ek olarak, daha
önce Hepatit-B geçirmiş olup da Anti-HBs pozitif olan kişiden alınan kan ile
yapılan transfüzyon sonrası iki hastanın Hepatit-B ile enfekte olduğu tespit
edilmiştir (6). Ayrıca, kendini
sınırlayan akut enfeksiyondan 30 yıl sonra bile okult Hepatit-B virüsü tespit
edilmiştir (7-10).
Yüksek
anti-HBs titresi saptanmış olan kişilerde bile akut Hepatit-B gelişebilir (11). Hematopoietik
kök hücre transplantasyonu, renal transplantasyon, kemoterapi, HIV (insan immün
yetmezlik virüsü) enfeksiyonu ve rituksimab kullanılması sonrası anti-HBs
azalırken HbsAg tekrar ortaya çıkabilir; bu duruma revers serokonversiyon denir
(11-17). Örnek olarak, AIDS olan
anti-HBs-pozitif hastada lamivudin tedavisinin kesilmesi sonrası Hepatit B
reaktivasyonu saptanmıştır (18). Ayrıca, Hepatit-B
yüzey antijeni negatif olan myelodisplatik sendrom tanısı olan hastada
kemoterapi ve alojenik kemik iliği transplantasyonu sonrası Hepatit-B
reaktivasyonu saptanmıştır (19). Ek olarak, HBs-Ag-negatif
olan iki multipl myelom hastasında sistemik kemoterapi tedavisi sonrası
Hepatit-B reaktivasyonu görülmüştür (20).
Hepatit-B-core
antikoru pozitif olan hastaya karaciğer nakli yapıldıktan sonra hastada de novo
Hepatit-B enfeksiyonu gelişmiştir (21). Dahası, hastalar Hepatit-B virüsünün farklı
genotipleri ile de enfekte olabilir (22-24). Ayrıca, HbeAg negatif, anti-Hbe
pozitif, ölçülemeyen veya düşük seviyede HBV-DNA saptanan hastalar inaktif
taşıyıcı olarak tanımlanmıştır (25). İnaktif
taşıyıcılarda Hepatit-B reaktivasyonu görülebilir. Ayrıca, Hepatit-B kronik
taşıyıcılarında hem HbsAg hem de anti-HBs antikorları bir arada
bulunabilmektedir (26).
Söz
konusu bilgilerin ışığında, Anti-HbsAg-pozitif olan hastalarda, eğer daha önce
Hepatit-B enfeksiyonu geçirdiler ise, Anti-HbsAg varlığına rağmen Hepatit-B
reaktivasyonu görülebilir; bu nedenle söz konusu hastalar aynı hemodiyaliz
makinasını kullanan daha önce Hepatit-B virüsü ile hiç karşılaşmamış olan naiv
hastaların Hepatit-B enfeksiyonu geçirmesine ve ileride kronik Hepatit-B
taşıyıcısı olma ihtimaline yol açabilir.
Sonuç: Hemodiyaliz
hastaları “HbsAg+”, “Anti-HBs+ geçirmiş”, “Anti-Hbs+ Aşılı ve Naiv” olmak üzere
3 gruba ayrılmalıdır ve her grup için 3 farklı hemodiyaliz makinası
kullanılmalıdır. Bu sayede, daha
önce Hepatit-B virüsü ile karşılaşmamış olan hastalara hemodiyaliz esnasında
Hepatit-B virüsünün bulaşması engellenebilir.
Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Hepatit-B, Taşıyıcı
Kaynaklar
1. Ciesek S, Helfritz FA, Lehmann U, Becker
T, Strassburg CP, Neipp M, et al. Persistence of occult hepatitis B after
removal of the hepatitis B virus-infected liver. J Infect Dis.
2008;197(3):355-60.
2. Kato J, Hasegawa K, Torii N, Yamauchi K, Hayashi N. A
molecular analysis of viral persistence in surface antigen-negative chronic
hepatitis B. Hepatology. 1996;23(3):389-95.
3. Chemin I, Jeantet D, Kay A, Trépo C. Role of silent
hepatitis B virus in chronic hepatitis B surface antigen(-) liver disease.
Antiviral Res. 2001;52(2):117-23.
4. Murakami Y, Minami M, Daimon Y, Okanoue T. Hepatitis B virus
DNA in liver, serum, and peripheral blood mononuclear cells after the clearance
of serum hepatitis B virus surface antigen. J Med Virol. 2004;72(2):203-14.
5. Candotti D, Allain JP. Transfusion-transmitted hepatitis B
virus infection. J Hepatol. 2009;51(4):798-809.
6. Levicnik-Stezinar S, Rahne-Potokar U, Candotti D, Lelie N,
Allain JP. Anti-HBs positive occult hepatitis B virus carrier blood infectious
in two transfusion recipients. J Hepatol. 2008;48(6):1022-5.
7. Bläckberg J, Kidd-Ljunggren K. Occult hepatitis B virus
after acute self-limited infection persisting for 30 years without sequence
variation. J Hepatol. 2000;33(6):992-7.
8. Yotsuyanagi H, Yasuda K, Iino S, Moriya K, Shintani Y, Fujie
H, et al. Persistent viremia after recovery from self-limited acute hepatitis
B. Hepatology. 1998;27(5):1377-82.
9. Rehermann B, Ferrari C, Pasquinelli C, Chisari FV. The
hepatitis B virus persists for decades after patients' recovery from acute
viral hepatitis despite active maintenance of a cytotoxic T-lymphocyte
response. Nat Med. 1996;2(10):1104-8.
10. Michalak TI, Pasquinelli C, Guilhot S,
Chisari FV. Hepatitis B virus persistence after recovery from acute viral
hepatitis. J Clin Invest. 1994;94(2):907.
11. Ozaras R, Ar C, Ongoren S, Mete B, Tabak
F, Mert A, et al. Acute hepatitis B despite a previous high titer of anti-HBs.
Hepatol Int. 2010;4(2):530-2.
12. Palmore TN, Shah NL, Loomba R, Borg BB,
Lopatin U, Feld JJ, et al. Reactivation of hepatitis B with reappearance of
hepatitis B surface antigen after chemotherapy and immunosuppression. Clin
Gastroenterol Hepatol. 2009;7(10):1130-7.
13. Viganò M, Vener C, Lampertico P, Annaloro
C, Pichoud C, Zoulim F, et al. Risk of hepatitis B surface antigen seroreversion
after allogeneic hematopoietic SCT. Bone Marrow Transplant. 2011;46(1):125-31.
14. Berger A, Preiser W, Kachel HG, Stürmer
M, Doerr HW. HBV reactivation after kidney transplantation. J Clin Virol.
2005;32(2):162-5.
15. Bagaglio S, Porrino L, Lazzarin A,
Morsica G. Molecular characterization of occult and overt hepatitis B (HBV)
infection in an HIV-infected person with reactivation of HBV after
antiretroviral treatment interruption. Infection. 2010;38(5):417-21.
16. Gossmann J, Scheuermann EH, Kachel HG,
Geiger H, Hauser IA. Reactivation of hepatitis B two years after rituximab
therapy in a renal transplant patient with recurrent focal segmental
glomerulosclerosis: a note of caution. Clin Transplant. 2009;23(3):431-4.
17. Schmeltzer P, Sherman KE. Occult
hepatitis B: clinical implications and treatment decisions. Dig Dis Sci.
2010;55(12):3328-35.
18. Altfeld M, Rockstroh JK, Addo M, Kupfer
B, Pult I, Will H, et al. Reactivation of hepatitis B in a long-term
anti-HBs-positive patient with AIDS following lamivudine withdrawal. J Hepatol.
1998;29(2):306-9.
19. Pérez-Grande R, Gutiérrez-Zufiaurre N,
Muñoz-Criado S, Blázquez de Castro AM, Vázquez López L, González San Martín F,
et al. Hepatitis B reactivation in a hepatitis B surface antigen-negative
patient after allogeneic bone marrow transplant: successful treatment with
lamivudine and seroconversion. Diagn Microbiol Infect Dis. 2009;64(1):80-2.
20. Yoshida T, Kusumoto S, Inagaki A, Mori F,
Ito A, Ri M, et al. Reactivation of hepatitis B virus in HBsAg-negative
patients with multiple myeloma: two case reports. Int J Hematol.
2010;91(5):844-9.
21. Prieto M, Gómez MD, Berenguer M, Córdoba
J, Rayón JM, Pastor M, et al. De novo hepatitis B after liver transplantation
from hepatitis B core antibody-positive donors in an area with high prevalence
of anti-HBc positivity in the donor population. Liver Transpl. 2001;7(1):51-8.
22. Kidd-Ljunggren K, Myhre E, Bläckberg J.
Clinical and serological variation between patients infected with different
Hepatitis B virus genotypes. J Clin Microbiol. 2004;42(12):5837-41.
23. Kidd-Ljunggren K, Miyakawa Y, Kidd AH.
Genetic variability in hepatitis B viruses. J Gen Virol. 2002;83(Pt 6):1267-80.
24. Blanpain C, Knoop C, Delforge ML, Antoine
M, Peny MO, Liesnard C, et al. Reactivation of hepatitis B after
transplantation in patients with pre-existing anti-hepatitis B surface antigen
antibodies: report on three cases and review of the literature.
Transplantation. 1998;66(7):883-6.
25. Sharma SK, Saini N, Chwla Y. Hepatitis B
virus: inactive carriers. Virol J. 2005;2:82.
26. Colson P, Borentain P, Motte A, Henry M,
Moal V, Botta-Fridlund D, et al. Clinical and virological significance of the
co-existence of HBsAg and anti-HBs antibodies in hepatitis B chronic carriers.
Virology. 2007;367(1):30-40.