Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
Yoğun Bakım Yan Dal Eğitimi Programı
Ankara Şehir Hastanesi
Genel Hastane, Mh1c1 Yoğun Bakım Ünitesi
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
Yoğun Bakım Yan Dal Eğitimi Programı
Ankara Şehir Hastanesi
Genel Hastane, Mh1c1 Yoğun Bakım Ünitesi
|
DEKÜBİT ÜLSERLERİNİN EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ KAPSAMINDA TAKİBİNDE VE TEDAVİSİNDE BASI YARASI SINIFLANDIRMA SİSTEMİ KULLANILMALIDIR |
|
|
|
|
Mehmet Eren YÜKSELUzm. Dr. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com |
|
|
ÖZET |
|
|
Dekübit ülserleri cilt ve cildin altındaki yumuşak dokuda başınç ve sürtünmeden kaynaklanan lokalize yaralardır. Dekübit ülseri olan hastaların birçoğu yatağa bağımlıdır ve söz konusu dekübit ülserlerinin takibi ve tedavisi için hastaların evlerinden hastaneye transferinde teknik zorluklar yaşanmaktadır. Bu nedenle, dekübit ülserleri olan hastalar yara pansumanı ile debritmanı ihtiyacı olan ve evde sağlık hizmetleri kapsamında takipleri ve tedavileri yapılan olgulardır. Ancak, evde sağlık hizmetleri kapsamında dekübit ülseri takibi ve tedavisi yapılan hastaların bası ülserlerinin standart bir sınıflandırma ile takip edilmesi gerekir. Bu sayede, tedavi başarısı veya başarısızlığı ivedilikle tespit edilerek hastalara en uygun tedavi yöntemi uygulanabilir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın
10.2.22 tarihinde yayınlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında
Yönetmelik (Resmî Gazete, sayı: 31746) Madde 12’ye göre hastanın rızasının
olması halinde sağlık hizmetine ilişkin görüntü kaydı alınabilir. Söz konusu
kayıtlar uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık kurumunda veya Sağlık
Bakanlığı’nın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanacaktır. Ancak,
bu kayıtlar on iki aydan fazla saklanamaz ve söz konusu sürenin dolmasını
takiben silinecektir. Hastaların dekübit ülserlerinin fotoğrafları evde
sağlık hizmetleri ekibi tarafından çekilip dijital ortama aktarılabilir. Bu
esnada, dekübit ülserinin derecesinin
de evreleme sistemlerine uygun olarak sınıflandırılarak dijital veri ortamına
aktarılması hastaların takibinin daha kolay, anlaşılır ve verimli olmasını
sağlayacaktır. Ulusal Bası Yarası Danışma Paneli’nin (
National Pressure Injury Advisory Panel- NPIAP) ve Avrupa Bası Ülseri Danışma
Paneli’nin (European Pressure Ulcer
Advisory Panel, EPUAP) beraber hazırlamış olduğu Uluslararası NPIAP / EPUP
Bası Ülseri Sınıflandırma Sistemi (2009, 2014), Dünya Sağlık Örgütü
(WHO-ICD-11, 2018) ve NPIAP Sınıflandırma Sistemi (2016) dekübit ülserlerinin
sınıflandırılmasında kullanılan başlıca sınıflandırma sistemleridir.
Uluslararası NPIAP / EPUAP bası ülseri sınıflandırma sistemine göre kategori
1 bası ülseri: basmakla solmayan eritem, kategori 2: kısmi kalınlıkta deri
kaybı, kategori 3: tam kalınlıkta deri kaybı, kategori 4: tam kalınlıkta doku
kaybıdır. WHO sınıflamasında ise bası ülserleri 1., 2., 3. ve 4. derece bası
ülseri olarak sınıflandırılmıştır. NPIAP bası ülseri sınıflandırma sisteminde
Evre 1 bası yarası: bütünlüğü tam olan derinin basmakla solmayan eritemi,
evre 2: açıkta kalan dermis ile kısmi kalınlıkta deri kaybı, evre 3: tam
kalınlıkta deri kaybı, evre 4: tam kalınlılkta deri ve doku kaybı olarak
sınıflandırılmaktadır. NPIAP sınıflandırma sisteminde evrelerin açıklamalarının ayrıntılı ve anlaşılır olması dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasını kolaylaştırılmaktadır. Ancak, dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasında NPIAP/EPUAP ve WHO gibi sınıflandırma sistemleri de kullanılabilir. Esas olan, standart bir bası yarası sınıflandırma sistemi üzerinde uzlaşılarak dekübit ülserlerinin takibinin ve tedavisinin özenle yapılmasıdır. |
|
|
Anahtar Kelimeler: Bası, dekübit, ülser, yara |
|
A PRESSURE ULCER CLASSIFICATION SYSTEM SHOULD BE USED FOR THE FOLLOW-UP AND TREATMENT OF PRESSURE ULCERS WITHIN THE SCOPE OF HOME HEALTH SERVICES
Mehmet
Eren YUKSEL
M.D., Yıldırım Beyazıt
University School of Medicine, Intensive Care Unit, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com
ABSTRACT
Pressure ulcers are
localized sores in the skin and underlying soft tissue which are caused by
pressure and friction. Many patients with pressure ulcers are bedridden and
there are technical difficulties in transferring these patients from their
homes to the health care facilites for follow-up and treatment of their
pressure ulcers. Therefore, patients with pressure ulcers need wound dressing
and debridement; thus they are followed up and treated within the scope of home
health services. Moreover, pressure ulcers of these patients should be followed
up with a standard classification. Hence, the success or failure of the pressure
ulcer treatment can be determined immediately and the most appropriate
treatment method can be applied to the patients.
According to Article 12
of the Regulation on the Delivery of Remote Health Services (Legal Gazette,
number: 31746) of the Ministry of Health of the Republic of Turkey published on
10.2.22; images of the provided health service can be recorded if the patient's
consent is obtained. These records will be stored in the health institution
providing remote health services or in secure data centers permitted by the
Ministry of Health. However, these records cannot be kept for more than twelve
months and will be deleted after the expiry of this period. Photographs of the pressure
ulcers of these patients can be taken by the health care team and transferred
to digital media. Meanwhile, classifying the degree of the pressure ulcers in
accordance with the pressure ulcer staging systems and transferring them to the
digital data environment will make the follow-up of these patients easier,
understandable and efficient.
International NPIAP /
EPUP Pressure Ulcer Classification System (2009, 2014), prepared jointly by the
National Pressure Injury Advisory Panel (NPIAP) and the European Pressure Ulcer
Advisory Panel (EPUAP), The World Health Organization (WHO-ICD-11, 2018) and
the NPIAP Classification System (2016) are the main classification systems used
for the classification of pressure ulcers. According to the international NPIAP
/ EPUAP pressure ulcer classification system, category 1 pressure ulcer is: nonblanchable
erythema, category 2: partial-thickness skin loss, category 3: full-thickness
skin loss, category 4: full-thickness tissue loss. In the WHO classification,
pressure ulcers are classified as 1st, 2nd, 3rd and 4th degree pressure ulcers.
In the NPIAP pressure ulcer classification system, pressure ulcers are
classified as stage 1 pressure ulcer: non-blanchable erythema
of intact skin, stage 2: partial-thickness skin loss with exposed dermis, stage
3: full-thickness skin loss, stage 4: full-thickness skin and tissue loss.
The detailed and
understandable descriptions of the stages within the NPIAP classification facilitate
the classification of pressure ulcers. However, classification systems such as
NPIAP/EPUAP and WHO can also be used to classify pressure ulcers. The main
issue is both to accomplish the follow
up and treatment of pressure ulcers with ultimate care by agreeing on a
standard pressure ulcer classification system.
Keywords: Pressure, decubitus, ulcer, wound
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nden 1998 yılında mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun olmuştur. Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisansını tamamlamıştır. 2007 yılında Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı vermiştir. Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinde İç Hastalıkları alanında asistan doktor olarak çalışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı (USMLE) geçerek 2010 yılında ECFMG sertifikasını almaya hak kazanmıştır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun olmuştur. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapmıştır. Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak 2017-2019 yılları arasında çalışmıştır. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2019-2022 tarihleri arasında Yoğun Bakım Bilim Dalı'nda yan dal eğitimi tamamlayarak Yoğun Bakım Uzmanı olmuştur. Başlıca yayınları arasında “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim”, “Dermatoloji Atlası - İlk Atlas”, “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi”, "Genel Cerrahi Atlası - İlk Atlas" konulu kitapları ve çeşitli mesleki makaleleri yer almaktadır.
https://avesis.aybu.edu.tr/meyuksel
|
Derece
|
Bölüm / Program |
Üniversite |
Yıl |
|
Yan Dal Eğitimi |
Yoğun Bakım Bilim Dalı |
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
7.8.2019 - 2.9.2022 |
|
Tıpta Uzmanlık
Eğitimi |
Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı |
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
12.11.2008 - 1.04.2014 |
|
Yüksek Lisans |
Moleküler Biyomühendislik Master Programı
|
Dresden Teknik Üniversitesi Almanya |
5.10.2004 - 25.9.2006 |
|
Lisans |
Tıp Fakültesi |
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
1998 - 30.6.2004 |
|
Lise |
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi
|
1991 - 1998 |
|
GİRİŞ
Genel cerrahi elektrolit ve sıvı dengesi, şok, yara iyileşmesi, cerrahi enfeksiyonlar, travma, yanık, yoğun bakım, transplantasyon, malign melanom, tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, meme hastalıkları, gastroözofagial reflü, fıtıklar, akut karın, apandisit, özofagus, mide, karaciğer, safra kesesi, dalak, pankreas, ince ve kalın bağırsak hastalıkları, morbid obezite, miminal invaziv cerrahi ve anorektal bölge hastalıkları gibi birçok konuyu ve tedavilerini içeren önemli bir bilim dalıdır. Bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak her geçen gün yeni tedavi yöntemleri ve cerrahi teknikler geliştirilmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimleri ve özellikle stajları esnasında okumaları ve özümseyerek öğrenmeleri gereken bilgi miktarı her geçen gün artmaktadır. Genel cerrahi ders kitaplarındaki sayfa sayısı sürekli artarken konular ile ilgili öğretici resimlerin sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, genel cerrahideki birçok konunun daha kolay öğrenilebilmesi ve kavranabilmesi amacıyla konular ile ilgili resimlere ve şemalara temel cerrahi kitaplarında daha çok yer verilmesi uygun olacaktır.
Öte yandan, sık görülen genel cerrahi olgularını içeren Türkçe yazılmış genel cerrahi atlası sayısı azdır. Ülkemizde mevcut olan birçok genel cerrahi atlası yabancı dilden tercüme edilmiş olup genellikle ameliyat tekniklerini anlatmaktadır. Ancak, tıp fakültesi öğrencilerinin ameliyat tekniklerinin yanı sıra genel cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisi üzerinde de yoğunlaşmaları gerekmektedir. Bu nedenle, genel cerrahi ders kitaplarına eşlik edecek, okunulan konu ile ilgili resimlerin ve açıklayıcı notların yer aldığı atlaslara ihtiyaç vardır. Hazırladığımız bu genel cerrahi atlası ile sık görülen olguların resimlerinden ve kısa açıklamalarından faydalanılarak genel cerrahi konularının tıp fakültesi öğrencilerine göstererek, merak uyandırarak ve benimseterek öğretilmesi amaçlanmıştır. Ancak, bu atlas sadece bir yardımcı kaynaktır. Hem tıp fakültesi öğrencileri hem de meslektaşlarımız doğru teşhis ve tedavi için hastalarını mutlaka genel cerrahi uzman doktorlarına yönlendirmelidir. Genel Cerrahi Atlası – İlk Atlas’ın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.
https://www.ankaranobel.com/genel-cerrahi-atlasi-ilk-atlas
Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi İçin Teknik Yardım
EuropeAid/139230/IH/SER/TR, Kontrat No: TREESP3.1.IBTMST/P-01-01
Hasta Kan Yönetimi, Eğiticilerin Eğitimi Programı, 12-13-14 Ocak 2022, Bilkent, Ankara
ÖNSÖZ
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldum. Aynı yıl Türk Eğitim Vakfı ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa sınavla seçtiği öğrencilere verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisans programına başladım. Yüksek lisans eğitimimi M.Sc. derecesiyle “Atomic Force Microscopy of Changes in Cell Morphology after Scrapie Infection” başlıklı tezle 2007 yılında tamamladıktan sonra Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi hastanelerinde İç Hastalıkları asistanı olarak çalıştım. Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı 2007 yılında verdim. 2008 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı 2010 yılında geçerek ECFMG sertifikası almaya hak kazandım. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun oldum. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptım. 2017-2019 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yaptım. Halen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Yoğun Bakım Yan Dal Programı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmalarıma devam ediyorum.
Yurtdışında edindiğim mesleki tecrübenin ve gözlemlerimin ışığında farklı araştırma merkezlerinde çalışmanın, diğer kültürlerle etkileşmenin, yeni yöntem ve tekniklerle eğitim almanın bilimsel gelişmenin temeli olduğu kanaatine vardım. Bunun üzerine, Almanya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim almak isteyen meslektaşlarıma yol göstermek amacıyla “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim” ve “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi” başlıklı kitapları yazdım. Yazdığım bu kitaplar ile bilimsel araştırmaya meraklı, klinik ve laboratuvar çalışmalarını birleştirerek disiplinler arası yaklaşım ile bilime katkıda bulunmak isteyen öğrencilere yol göstermek istedim. Ayrıca, Türkiye’den Almanya’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne eğitim almak için gidecek olan öğrencilerin yurt dışında edindikleri mesleki bilgiyi ve tecrübeyi yurdumuzdaki üniversitelere ve araştırma merkezlerine aktarmaları beklentisi de bu kitapların yazılmasındaki başlıca itici gücü oluşturdu. Ayrıca zorunlu hizmet esnasında, dermatoloji uzmanının bulunmadığı hastanelerde hastaların lezyonların tanısının koyulması ve eksizyonu için genel cerrahi polikliniklerine başvurduğunu gözlemledim. Bu nedenle, meslektaşım Dr. Funda Tamer’in “Dermatoloji Atlası – İlk Atlas”ının yazımına katkıda bulundum. Bu sayede, disiplinler arası işbirliği ile meslektaşlarımıza dermatolojik hastalıklar konusunda yardımcı olacak özgün bir atlas hazırladık. Söz konusu atlasın ilk baskısının hızla tükenmesi ve tıp fakültesi öğrencilerinin atlasa yoğun ilgi göstermeleri üzerine genel cerrahi alanında da bir atlas hazırlamaya karar verdim.
Bu genel cerrahi atlasında, tıp fakültesi öğrencilerinin genel cerrahi ders kitaplarında okudukları teorik bilgileri olgu resimleri ile birlikte pekiştirmesini amaçladım. Genel cerrahide sık görülen olgu resimlerinin altına hastalıklar hakkındaki güncel bilgileri yazdım. Böylelikle, tamamen kendi hasta arşivimdeki olgulara dayalı özgün bir genel cerrahi atlası hazırladım. Genel Cerrahi Atlası’nın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.
Dr. Mehmet Eren Yüksel
Genel Cerrahi Uzmanı
doctormehmeteren@yahoo.com
Ankara, Mart 2022
[SS-002]
| Karakteristik özellikler | Yaşayanlar | Vefat Edenler | Total | P değeri |
| Cinsiyet (n,%) Erkek Kadın | 6 (75) 2 (25) | 10 (62.5) 6 (37.5) | 16 (66.7) 8 (33.3) | 0.67§ |
| Yaş (yıl) | 61.5 (29) | 63.5 (19) | 63 (19) | 0.85* |
| Semptom ortaya çıkış süresi (gün) | 6.5 (3) | 6.5 (6) | 6.5 (6) | 0.60* |
| YBÜ yatış süresi (gün) | 29.5 (42) | 22.0 (23) | 22.5 (34) | 0.42* |
| Mekanik ventilatör süresi (gün) | 26 (59) | 16 (27) | 19 (29) | 0.32* |
| Eşlik eden hastalık varlığı (n,%) Diyabet Hipertansiyon Koroner arter hastalığı | 7 (87.5) 4 (50) 6 (75) - | 11 (68.8) 4 (25) 7 (43.8) 5 (100) | 18 (75) 8 (33.3) 13 (54.2) 5 (20.8) | 0.62§ 0.36§ 0.21§ 0.13§ |
| Komplikasyon gelişmesi (n,%) | 5 (62.5) | 7 (43.8) | 12 (50) | 0.67* |
| Antibiyotik kullanımı (n,%) | 4 (50) | 11 (68.8) | 15 (62.5) | 0.41* |
| APACHE II skoru | 15 (9) | 18.5 (12) | 16 (9) | 0.13* |
| Laboratuvar parametreleri | IVIG tedavisi öncesi | IVIG tedavisi sonrası | P değeri# | |
| Nötrofil sayısı x10 9/L | 8.4 (6.5) | 8.0 (7.8) | 0.84 | |
| Lenfosit sayısı x10 9/L | 0.59 (0.49) | 0.59 (0.45) | 0.26 | |
| Trombosit sayısı x10 9/L | 206.5 (152) | 210 (142) | 0.48 | |
| Nötrofil/lenfosit oranı | 13.0 (10.4) | 11.8 (7.0) | 0.39 | |
| Laktat dehidrogenaz (U/L) | 456.5 (349) | 459.5 (193) | 0.18 | |
| D-dimer (mg/L) | 2.79 (4.91) | 2.69 (6.05) | 0.74 | |
| Fibrinojen (g/L) | 5.4 (2.9) | 4.4 (2.8) | 0.22 | |
| Ferritin (µg/L) | 1011 (1417) | 715 (1198) | 0.38 | |
| Prokalsitonin (µg/L) | 0.30 (0.35) | 0.51 (1.17) | 0.10 | |
| C-reaktif protein (g/L) | 66 (136) | 95 (151) | 0.76 | |
| İnterlökin-6 (pg/mL) | 31.1 (34.3) | 38.2 (61.4) | 0.40 | |
| Aspartat aminotransferaz (U/L) | 44.5 (50) | 40.5 (26) | 0.21 | |
| Alanin aminotransferaz (U/L) | 52.5 (48) | 34.5 (46) | 0.01 |
| Bu çalışmamız için Ankara Şehir Hastanesi 2 No’lu Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığı’ndan onay alınmıştır (E2-21-835)). |
http://www.yogunbakim2021.org/BildiriOzetleri.aspx
18. Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım E-Kongresi & 10. Avrasya Yoğun Bakım E-Toplantısı
6-9 Aralık 2021
İLK TRİMESTERDEKİ GEBELER CORONAVİRÜS-19 AŞISI OLABİLİR Mİ?
Uz. Dr. Mehmet Eren YÜKSEL
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara
Giriş
Türkiye'de Ağustos 2021 tarihinden itibaren Coronavirus-19 (Covid-19) ile enfekte olan ve yoğun bakımda yatarak tedavi edilmesi gereken gebe hasta sayısındaki artış dikkat çekicidir. Gebelerde görülen Covid-19 ile enfekte olma yüzdesindeki artıştan Covid-19 Delta varyantının sorumlu olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, ilk trimesterdeki gebelerin aşılanma oranlarının düşüklüğü de ilk trimesterdeki gebelerin morbidite ve mortalite oranlarını yükseltmektedir.
Amaç
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü uzman doktorlarının gebelere organegenezin tamamlandığı 16-20 haftadan sonra Covid-19 aşısı yapılmasının önerildiği öğrenilmiştir. Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü uzman doktorları arasında ise gebelere Covid-19 aşılarının ilk trimesterden (12 hafta) sonra yapılması görüşünün hakim olduğu görülmüştür. Tıp doktorları arasında tam bir fikir birliği olmamakla birlikte ilk trimesterdeki gebelere aşı olmalarının tavsiye edilmediği tespit edilmiştir. İlk trimesterde Covid-19 ile enfekte olan gebe hasta sayısındaki artış nedeniyle Türkiye'deki ve dünyadaki aşı izinlerinin ve çalışmalarının tekrar incelenmesi gerekliliği doğmuştur.
Tartışma
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşısı bilgilendirme platformunda "Gebelikte inaktif Covid-19 aşısının uygulanmasına ilişkin veriler incelendiğinde gebelere aşı uygulanması tavsiye edilmektedir. Yapılan araştırmalarda aşılanmanın gebelerin düşük riskini arttırmadığı yönünde bilgiler yayımlanmıştır.” ifadesi yer almaktadır. “Aşının gebeliğin ilk üç ayından sonra uygulanması önerilir." ibaresi söz konusu bilgilendirme platformundan çıkarılmıştır (1).
Türk Tabipleri Birliği ise "Covid-19 aşıları ve sık sorulan sorular" üst başlığı ve "Gebeler veya Gebe Kalmak İsteyenler Aşılansınlar Mı?" başlığı altında şu açıklamayı yapmıştır: "Gebeler aşı çalışmalarına alınmamıştır. Ancak ABD ve İsrail’de yapılan yaygın aşılama sırasında gebe oldukları tesadüfen anlaşılanlarda, güvenlik açısından bir sorunla karşılaşılmamıştır. Bazı gebeliklerde COVID-19 geçirmek ise özellikle risklidir. Diyabet, bağışıklık problemleri, yüksek tansiyonu olan, astımı, böbrek hastalığı olan gebeler ile fazla kilosu olan, 35 yaş üzerindeki ve 28. haftadan sonraki gebeler ve sağlık çalışanı gebeler daha risklidir ve aşılanmaları kuvvetle önerilmelidir. Amerika Jinekoloji Derneği ve İngiltere Sağlık Otoritesi gebelerin aşılanmasını önermektedir. Gebe kalmak isteyenlerin aşılanmasında ise hiçbir sıkıntı bulunmamaktadır. Aşılandıktan sonra tesadüfen gebe olduğunu öğrenenlerin endişelenmelerine gerek yoktur. Aşılar, gebeliğin başından itibaren uygulanabilir. Ancak gebeliğin ilk dönemi, kendiliğinden düşüklerin en sık görüldüğü dönem olduğundan aşılama ile ilişkilendirilmemesi için ilk 12-16 hafta beklenebilir. Özellikle gebeliğin üçüncü döneminde aşılama çok önemlidir." (2).
Amerika Birleşik Devletleri Hastalıkları Kontrol ve Engelleme Merkezleri Kurumu (Centers For Disease Control and Prevention) ise 11 Ağustos 2021 tarihinde yaptığı yazılı açıklama ile gebeliğin erken döneminde aşılamayı değerlendirdiklerini ve 20 haftalık hamilelikten önce bir mRNA Covid-19 aşısı olan yaklaşık 2.500 gebe kadın arasında düşük yapma riskinde artış bulunmadığını bildirmiştir. Gebeliklerin yaklaşık %11-16'sında düşük saptandığı ve bir Covid-19 aşısı olduktan sonra gerçekleşen düşük oranlarının, genel popülasyonda beklenen düşük oranına benzer şekilde, yaklaşık %13 olduğunu belirtmiştir (3-4).
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise kar zarar oranı gözetilerek gebelere aşı olma tavsiyesinde bulunulmasını ve gebelerin aşının olası yan etkileri hakkında bilgilendirilmesini önermiştir (5).
Sonuç
İlk trimesterdeki Covid-19 enfeksiyonuna bağlı anne ve fetüs morbiditesinin ve mortalitesinin engellenmesi için Covid-19 aşıları hakkında yapılan araştırmaların yakın takibine, gebelerin aşının önemi ve yan etkileri hakkında bilgilendirilmesine ve mevcut Covid-19 ile enfekte olan gebelerin verilerinin diğer meslektaşlar ile paylaşılarak bilgi, tecrübe ve görüş alışverişinin sağlanmasına ihtiyaç vardır.
Anahtar kelimeler: Aşı, Covid-19, gebe, trimester
Kaynaklar:
(1) T.C. Sağlık Bakanlığı Covid-19 aşısı bilgilendirme platformu. Sıkça sorulan sorular. https://covid19asi.saglik.gov.tr/TR-77694/sikca-sorulan-sorular.html?Sayfa=2
(2) Türk Tabipleri Birliği. Covid-19 aşıları ve sık sorulan sorular. https://www.ttb.org.tr/makale_goster.php?Guid=6dc46898-d802-11eb-9450-8a9f7b8c4cda
(3) Centers for Disease Control and Prevention. New CDC Data: COVID-19 Vaccination Safe for Pregnant People https://www.cdc.gov/media/releases/2021/s0811-vaccine-safe-pregnant.html
(4) Lauren Head Zauche, Bailey Wallace, Ashley N. Smoots et al. Receipt of mRNA COVID-19 vaccines preconception and during pregnancy and risk of self-reported spontaneous abortions, CDC v-safe COVID-19 Vaccine Pregnancy Registry 2020-21, 09 August 2021. https://doi.org/10.21203/rs.3.rs-798175/v1
(5) Update on WHO Interim recommendations on COVID-19 vaccination of pregnant and lactating women. Tracey Goodman, WHO/HQ/IVB, AFRO Webinar, June 2, 2021. https://cdn.who.int/media/docs/default-source/2021-dha-docs/update-on-who-interim-recommendations-on-c-19-vaccination-for-pregnant-and-lactating-women-70-.pdf?sfvrsn=2c1d9ac8_1&download=true
3. Ulusal Sağlık Hizmetleri Sempozyumu- 19 - 20 Kasım 2021