Thursday, May 19, 2022

American College of Surgeons

Thursday, May 19, 2022

Dear Dr. Yuksel:

We are pleased to advise you that your application has been approved. 

Welcome to the American College of Surgeons as a Resident member.

https://www.facs.org/

Sunday, May 15, 2022

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. Uluslararası / 4. Ulusal Sağlık Hizmetleri Kongresi

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. Uluslararası / 4. Ulusal Sağlık Hizmetleri Kongresi, 

10-12 Haziran 2022, https://www.inhsc.org/

1- Sözlü Bildiri: Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Mekanik Ventilatöre Bağlı Entübe Hastalarda İki Saat Spontan Solunum Denemesi Sonunda Ölçülen Hızlı Sığ Solunum İndeksi Ekstübasyon Başarısı Hakkında Fikir Verebilir

2- Sözlü Bildiri: Recurrence Rates After Modified Limberg Flap Procedure For The Treatment Of Pilonidal Disease Vary Between 0%-10%: Why Is There Such A Big Difference Within Recurrence Rates?

YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE YATAN MEKANİK VENTİLATÖRE BAĞLI ENTÜBE HASTALARDA İKİ SAAT SPONTAN SOLUNUM DENEMESİ SONUNDA ÖLÇÜLEN HIZLI SIĞ SOLUNUM İNDEKSİ EKSTÜBASYON BAŞARISI HAKKINDA FİKİR VEREBİLİR

Mehmet Eren Yüksel, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara. e-posta: doctormehmeteren@yahoo.com

Ahmet Bilal Kandemir, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara. e-posta: dr.bilal84@gmail.com

Özet:

Yoğun bakım ünitesinde yatan entübe hastaların mekanik ventilatörden ayrılmasını (weaning)  ve ekstübasyon sonuçlarını  tahmin  etmek  için tıbbi literatürde en çok kullanılan parametre solunum hızının tidal hacime (f/VT) oranı olarak tanımlanan Hızlı Sığ Solunum İndeksi’dir. (RSBI). Hasta spontan solunum denemesini başarıyla geçtiğinde "weaning başarısı”ndan ve hasta spontan solunum denemesinden sonra ekstübe edildiğinde ve sonraki 48 saat içinde yeniden entübe edilmediğinde "ekstübasyon başarısı”ndan bahsedilebilir (Baptistella ve ark.., 2018). RSBI’nin 105’in altında olmasının başarılı bir weaning’i tahmin etmede iyi bir belirteç olduğu bildirilmiştir (MacIntyre ve ark., 2001). Ancak, başarılı bir şekilde ekstübe edilen hastalarda RSBI'nin 50 civarında olduğunu, ekstübasyon sürecinde başarısız olanlarda RSBI'nin 80 civarında olduğunu belirten yayınlar da mevcuttur (Upadya ve ark., 2005; Savi ve ark., 2012).

Chatila ve ark. (1996) spontan solunum denemesinin başlangıcında ölçülen RSBI'nin sonuçla korele olmadığını, ancak 30 ila 60 dakikalık spontan solunum denemesinde ölçülen RSBI'nin, weaning sonucunu daha iyi öngördüğünü bildirmiştir. Kuo ve ark. (2006) da 1 dakikalık spontan solunum denemesinde başarılı ve başarısız iki grup arasında RSBI'de fark olmadığını, ancak 120. dakikada RSBI’nin ekstübasyon başarısızlığı olan hastalarda anlamlı olarak daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Segal ve ark. (2010)  RSBI’yi 2 saatlik spontan solunum denemesi sırasında her 30 dakikada bir ölçmüştür. İlk RSBI’nin, ekstübasyon başarısı ve ekstübasyon başarısızlığı gruplarında benzer olduğunu  saptamışlardır, ancak RSBI değeri ekstübasyon başarısız olan grupta zamanla artarken, ekstübasyon başarılı olan grupta RSBI değişmemiş veya azalmıştır. Mevcut bilgilerin ışığında iki saat spontan solunum denemesi sonunda ölçülen RSBI değerinin ekstübasyon başarısı hakkında klinisyene daha doğru fikir vereceğini düşünüyoruz.

Anahtar Sözcükler: Ekstübasyon, Mekanik Ventilatör, Yoğun Bakım

RECURRENCE RATES AFTER MODIFIED LIMBERG FLAP PROCEDURE FOR THE TREATMENT OF PILONIDAL DISEASE VARY BETWEEN 0%-10%: WHY IS THERE SUCH A BIG DIFFERENCE WITHIN RECURRENCE RATES?

Mehmet Eren Yüksel, Ankara Yıldırım Beyazıt University School of Medicine, Intensive Care Unit, Ankara, Turkey

e-mail: doctormehmeteren@yahoo.com

Abstract:

Introduction: Modified Limberg flap technique is applied for the treatment of pilonidal disease.

Aim: We aimed to determine recurrence rates after modified Limberg flap procedure.

Method: A Pubmed search between 2009-2021 was performed in order to identify studies reporting complications and recurrence rates after modified Limberg flap procedure for the treatment of pilonidal disease. Nineteen studies were identified.

Results: Recurrence rates after modified Limberg flap procedure were 5.4% (Can et al., 2010), 0.97% (Akin et al., 2010), 10% (Aren et al., 2010), 1.67% (Elshazly et al., 2011), 4.2% (Kaya et al., 2012), 0% (Karaca et al., 2012), 2.8% (Ahmed et al., 2013), 3% (Bessa et al., 2013), 3.3% (Shabbir et al., 2014), 0% (Yildiz et al., 2014), 6.8% (Bayhan et al., 2015), 6.5% (Tokac et al., 2015), 0.8% (Yoldas et al., 2015), 2% (Saydam et al., 2015), 4.5% (Sabuncuoglu et al., 2015), 2% (Sarhan et al., 2016), 3.7% (Kose et al., 2017), 3.3% (Sabry et al., 2018) and 7.4% (Abdelnaby et al., 2018), respectively (Table 1).

Discussion and Conclusion: Recurrence rates after modified Limberg flap procedure for the treatment of pilonidal disease vary between 0%-10%. Dispersion of the pits in the gluteal sulcus, various flap sizes, hairiness of the gluteal region, prior wound infection within the operation field, different lateralization distances of the flaps from the midline, post-operative wound care, immunosuppression, underreporting and a short follow-up period may play role in the outcomes after surgical treatment. A drawing template which was recommended by Yuksel et al. in 2019 may help to standardize modified Limberg flap procedure in order to facilitate the comparison of end results accurately.

Keywords: Flap, Limberg, Modified, Pilonidal, Recurrence

Sunday, April 17, 2022

Yoğun Bakım

 Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi

 Yoğun Bakım Yan Dal Eğitimi Programı

Ankara Şehir Hastanesi

Genel Hastane, Mh1c1 Yoğun Bakım Ünitesi 




Yoğun Bakım EKO Kursu





 

Friday, March 18, 2022

Dekübit Ülserlerinin Evde Sağlık Hizmetleri Kapsamında Takibinde ve Tedavisinde Bası Yarası Sınıflandırma Sistemi Kullanılmalıdır

  http://www.evsadkongre.org/

DEKÜBİT ÜLSERLERİNİN EVDE SAĞLIK HİZMETLERİ KAPSAMINDA TAKİBİNDE VE TEDAVİSİNDE BASI YARASI SINIFLANDIRMA SİSTEMİ KULLANILMALIDIR 

 

Mehmet Eren YÜKSEL

Uzm. Dr. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com

ÖZET

 

Dekübit ülserleri cilt ve cildin altındaki yumuşak dokuda başınç ve sürtünmeden kaynaklanan lokalize yaralardır. Dekübit ülseri olan hastaların birçoğu yatağa bağımlıdır ve söz konusu dekübit ülserlerinin takibi ve tedavisi için hastaların evlerinden hastaneye transferinde teknik zorluklar yaşanmaktadır. Bu nedenle, dekübit ülserleri olan hastalar  yara pansumanı ile debritmanı ihtiyacı olan ve evde sağlık hizmetleri kapsamında takipleri ve tedavileri yapılan  olgulardır. Ancak, evde sağlık hizmetleri kapsamında dekübit ülseri takibi ve tedavisi yapılan hastaların bası ülserlerinin standart bir sınıflandırma ile takip edilmesi gerekir. Bu sayede, tedavi başarısı veya başarısızlığı ivedilikle tespit edilerek hastalara en uygun tedavi yöntemi uygulanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın 10.2.22 tarihinde yayınlanan Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete, sayı: 31746) Madde 12’ye göre hastanın rızasının olması halinde sağlık hizmetine ilişkin görüntü kaydı alınabilir. Söz konusu kayıtlar uzaktan sağlık hizmeti veren sağlık kurumunda veya Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği güvenli veri merkezlerinde saklanacaktır. Ancak, bu kayıtlar on iki aydan fazla saklanamaz ve söz konusu sürenin dolmasını takiben silinecektir. Hastaların dekübit ülserlerinin fotoğrafları evde sağlık hizmetleri ekibi tarafından çekilip dijital ortama aktarılabilir. Bu esnada,  dekübit ülserinin derecesinin de evreleme sistemlerine uygun olarak sınıflandırılarak dijital veri ortamına aktarılması hastaların takibinin daha kolay, anlaşılır ve verimli olmasını sağlayacaktır.

Ulusal Bası Yarası Danışma Paneli’nin ( National Pressure Injury Advisory Panel- NPIAP) ve Avrupa Bası Ülseri Danışma Paneli’nin  (European Pressure Ulcer Advisory Panel, EPUAP) beraber hazırlamış olduğu Uluslararası NPIAP / EPUP Bası Ülseri Sınıflandırma Sistemi (2009, 2014), Dünya Sağlık Örgütü (WHO-ICD-11, 2018) ve NPIAP Sınıflandırma Sistemi (2016) dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasında kullanılan başlıca sınıflandırma sistemleridir. Uluslararası NPIAP / EPUAP bası ülseri sınıflandırma sistemine göre kategori 1 bası ülseri: basmakla solmayan eritem, kategori 2: kısmi kalınlıkta deri kaybı, kategori 3: tam kalınlıkta deri kaybı, kategori 4: tam kalınlıkta doku kaybıdır. WHO sınıflamasında ise bası ülserleri 1., 2., 3. ve 4. derece bası ülseri olarak sınıflandırılmıştır. NPIAP bası ülseri sınıflandırma sisteminde Evre 1 bası yarası: bütünlüğü tam olan derinin basmakla solmayan eritemi, evre 2: açıkta kalan dermis ile kısmi kalınlıkta deri kaybı, evre 3: tam kalınlıkta deri kaybı, evre 4: tam kalınlılkta deri ve doku kaybı olarak sınıflandırılmaktadır.

NPIAP sınıflandırma sisteminde evrelerin açıklamalarının ayrıntılı ve anlaşılır olması dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasını kolaylaştırılmaktadır. Ancak, dekübit ülserlerinin sınıflandırılmasında NPIAP/EPUAP ve WHO gibi sınıflandırma sistemleri de kullanılabilir. Esas olan, standart bir bası yarası sınıflandırma sistemi üzerinde uzlaşılarak dekübit ülserlerinin takibinin ve tedavisinin özenle yapılmasıdır.

Anahtar Kelimeler: Bası, dekübit, ülser, yara

  

A PRESSURE ULCER CLASSIFICATION SYSTEM SHOULD BE USED FOR THE FOLLOW-UP AND TREATMENT OF PRESSURE ULCERS WITHIN THE SCOPE OF HOME HEALTH SERVICES

Mehmet Eren YUKSEL

M.D., Yıldırım Beyazıt University School of Medicine, Intensive Care Unit, Ankara, doctormehmeteren@googlemail.com

ABSTRACT

Pressure ulcers are localized sores in the skin and underlying soft tissue which are caused by pressure and friction. Many patients with pressure ulcers are bedridden and there are technical difficulties in transferring these patients from their homes to the health care facilites for follow-up and treatment of their pressure ulcers. Therefore, patients with pressure ulcers need wound dressing and debridement; thus they are followed up and treated within the scope of home health services. Moreover, pressure ulcers of these patients should be followed up with a standard classification. Hence, the success or failure of the pressure ulcer treatment can be determined immediately and the most appropriate treatment method can be applied to the patients.

According to Article 12 of the Regulation on the Delivery of Remote Health Services (Legal Gazette, number: 31746) of the Ministry of Health of the Republic of Turkey published on 10.2.22; images of the provided health service can be recorded if the patient's consent is obtained. These records will be stored in the health institution providing remote health services or in secure data centers permitted by the Ministry of Health. However, these records cannot be kept for more than twelve months and will be deleted after the expiry of this period. Photographs of the pressure ulcers of these patients can be taken by the health care team and transferred to digital media. Meanwhile, classifying the degree of the pressure ulcers in accordance with the pressure ulcer staging systems and transferring them to the digital data environment will make the follow-up of these patients easier, understandable and efficient.

International NPIAP / EPUP Pressure Ulcer Classification System (2009, 2014), prepared jointly by the National Pressure Injury Advisory Panel (NPIAP) and the European Pressure Ulcer Advisory Panel (EPUAP), The World Health Organization (WHO-ICD-11, 2018) and the NPIAP Classification System (2016) are the main classification systems used for the classification of pressure ulcers. According to the international NPIAP / EPUAP pressure ulcer classification system, category 1 pressure ulcer is: nonblanchable erythema, category 2: partial-thickness skin loss, category 3: full-thickness skin loss, category 4: full-thickness tissue loss. In the WHO classification, pressure ulcers are classified as 1st, 2nd, 3rd and 4th degree pressure ulcers. In the NPIAP pressure ulcer classification system, pressure ulcers are classified as stage 1 pressure ulcer: non-blanchable erythema of intact skin, stage 2: partial-thickness skin loss with exposed dermis, stage 3: full-thickness skin loss, stage 4: full-thickness skin and tissue loss.

The detailed and understandable descriptions of the stages within the NPIAP classification facilitate the classification of pressure ulcers. However, classification systems such as NPIAP/EPUAP and WHO can also be used to classify pressure ulcers. The main issue is both to accomplish the  follow up and treatment of pressure ulcers with ultimate care by agreeing on a standard pressure ulcer classification system.

Keywords: Pressure, decubitus, ulcer, wound

Thursday, February 17, 2022

Uzm. Dr. Mehmet Eren Yüksel - Genel Cerrahi ve Yoğun Bakım Uzmanı

Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nden 1998 yılında mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun olmuştur. Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisansını tamamlamıştır. 2007 yılında Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı vermiştir. Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerinde İç Hastalıkları alanında asistan doktor olarak çalışmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı (USMLE) geçerek 2010 yılında ECFMG sertifikasını almaya hak kazanmıştır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun olmuştur. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapmıştır. Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak 2017-2019 yılları arasında çalışmıştır. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2019-2022 tarihleri arasında Yoğun Bakım Bilim Dalı'nda yan dal eğitimi tamamlayarak Yoğun Bakım Uzmanı olmuştur. Başlıca yayınları arasında “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim”, “Dermatoloji Atlası - İlk Atlas”, “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi”, "Genel Cerrahi Atlası - İlk Atlas" konulu kitapları ve çeşitli mesleki makaleleri yer almaktadır. 

Uzm. Dr. Mehmet Eren Yüksel - Özgeçmiş

 https://avesis.aybu.edu.tr/meyuksel

Akademik Unvanı: Yoğun Bakım Yan Dal Asistanı / Genel Cerrahi Uzmanı
İş Adresi: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Bilkent, Ankara
E-posta: doctormehmeteren@yahoo.com

EĞİTİM:

 

Derece

 

 

Bölüm / Program

 

Üniversite

 

Yıl

 

Yan Dal Eğitimi

 

Yoğun Bakım

Bilim Dalı

 

Ankara Yıldırım

Beyazıt Üniversitesi

Tıp Fakültesi 

 

 

7.8.2019 - 2.9.2022

 

Tıpta Uzmanlık Eğitimi

 

Genel Cerrahi

Ana Bilim Dalı

 

Gazi Üniversitesi

Tıp Fakültesi

 

 

12.11.2008 - 1.04.2014

 

Yüksek Lisans

 

Moleküler Biyomühendislik

Master Programı

 

 

Dresden Teknik Üniversitesi

 Almanya

 

5.10.2004 - 25.9.2006

 

Lisans

 

Tıp Fakültesi

 

Ankara Üniversitesi

Tıp Fakültesi

 

 

1998 - 30.6.2004

 

Lise

 

Ankara Atatürk Anadolu Lisesi

 

 

1991 - 1998



TEZLER:

1. Tıpta Uzmanlık Tezi: M.E. Yüksel, “Oral mTOR İnhibitörü Everolimus + Kapesitabin Tedavisinin Kolorektal Kaynaklı Peritonitis Karsinomatozada Etkinliği”, Uzmanlık Tezi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara, Türkiye, Şubat 2014. Danışman: Doç. Dr. Osman Yüksel
Link: http://www.acikarsiv.gazi.edu.tr/index.php?menu=2&secim=10&YayinBIK=10841

2. Yüksek Lisans Tezi: M.E. Yüksel, “Atomic Force Microscopy of Changes In Cell Morphology After Scrapie Infection”, Master of Science, Dresden Teknik Üniversitesi, Dresden, Almanya, Eylül 2006. Danışman: Prof. Dr. Daniel J. Müller

GÖREVLER:

Yan Dal Asistanı
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Bilim Dalı, Ankara, Türkiye        
7.8.2019-

Öğretim Üyesi
Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Bölümü, Aksaray, Türkiye   
11.8.2017-19.7.2019

Uzman Doktor                                                                                                     
Devrek Devlet Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümü, Zonguldak, Türkiye             
11.7.2014-1.8.2017

Uzman Doktor                                                                                               
Diyanet İşleri Başkanlığı Mekke Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümü, Mekke, Suudi Arabistan   
14.08.2016-28.09.2016
           
Doktor                                                                                                          
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı, Ankara, Türkiye
12.11.2008-26.06.2014

Doktor                                                                                                                          
Universität Greifswald, Klinik und Poliklinik für Innere Medizin A,
(Greifswald Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı), Greifswald, Almanya
2008-07.2008

Doktor                                                                                                                              
Fachkrankenhaus Coswig, Zentrum für Pneumologie, Allergologie, Beatmungsmedizin,
Thoraxchirurgie (Coswig Göğüs Hastalıkları Hastanesi), Dresden, Almanya
2007-2008

Araştırma Görevlisi                                                                                                          
Technische Universität Dresden, Biotechnology Center (Dresden Teknik Üniversitesi
Biyoteknoloji Merkezi), Moleküler Biyomühendislik Bölümü, Dresden, Almanya
2004-2006

İntern Doktor Temsilcisi                                                                                                 
Eczacıbaşı İlaç Pazarlama, Ankara, Türkiye
2002-2004

YABANCI DİLLER:

İngilizce:
YDS Notu: 95/100, Test tarihi: 9.09.2018
YÖKDİL Notu: 100/100, Test tarihi: 5.03.2017
TOEFL Notu: 270 (637), Test tarihi: 18.12.2003

Almanca:
YDS Notu: 87.5/100, Test tarihi: 2.04.2017
TestDaf Notu: 4/5, Test tarihi: 27.06.2006

Thursday, February 10, 2022

Genel Cerrahi Atlası, İlk Atlas

GİRİŞ

Genel cerrahi elektrolit ve sıvı dengesi, şok, yara iyileşmesi, cerrahi enfeksiyonlar, travma, yanık, yoğun bakım, transplantasyon, malign melanom, tiroid ve paratiroid bezi hastalıkları, meme hastalıkları, gastroözofagial reflü, fıtıklar, akut karın, apandisit, özofagus, mide, karaciğer, safra kesesi, dalak, pankreas, ince ve kalın bağırsak hastalıkları, morbid obezite, miminal invaziv cerrahi ve anorektal bölge hastalıkları gibi birçok konuyu ve tedavilerini içeren önemli bir bilim dalıdır. Bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak her geçen gün yeni tedavi yöntemleri ve cerrahi teknikler geliştirilmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimleri ve özellikle stajları esnasında okumaları ve özümseyerek öğrenmeleri gereken bilgi miktarı her geçen gün artmaktadır. Genel cerrahi ders kitaplarındaki sayfa sayısı sürekli artarken konular ile ilgili öğretici resimlerin sayısı sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle, genel cerrahideki birçok konunun daha kolay öğrenilebilmesi ve kavranabilmesi amacıyla konular ile ilgili resimlere ve şemalara temel cerrahi kitaplarında daha çok yer verilmesi uygun olacaktır.

Öte yandan, sık görülen genel cerrahi olgularını içeren Türkçe yazılmış genel cerrahi atlası sayısı azdır. Ülkemizde mevcut olan birçok genel cerrahi atlası yabancı dilden tercüme edilmiş olup genellikle ameliyat tekniklerini anlatmaktadır. Ancak, tıp fakültesi öğrencilerinin ameliyat tekniklerinin yanı sıra genel cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisi üzerinde de yoğunlaşmaları gerekmektedir. Bu nedenle, genel cerrahi ders kitaplarına eşlik edecek, okunulan konu ile ilgili resimlerin ve açıklayıcı notların yer aldığı atlaslara ihtiyaç vardır. Hazırladığımız bu genel cerrahi atlası ile sık görülen olguların resimlerinden ve kısa açıklamalarından faydalanılarak genel cerrahi konularının tıp fakültesi öğrencilerine göstererek, merak uyandırarak ve benimseterek öğretilmesi amaçlanmıştır. Ancak, bu atlas sadece bir yardımcı kaynaktır. Hem tıp fakültesi öğrencileri hem de meslektaşlarımız doğru teşhis ve tedavi için hastalarını mutlaka genel cerrahi uzman doktorlarına yönlendirmelidir. Genel Cerrahi Atlası – İlk Atlas’ın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.

https://www.ankaranobel.com/genel-cerrahi-atlasi-ilk-atlas



Saturday, January 15, 2022

Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi

Türkiye'de Kan Transfüzyon Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi İçin Teknik Yardım

EuropeAid/139230/IH/SER/TR, Kontrat No: TREESP3.1.IBTMST/P-01-01

Hasta Kan Yönetimi, Eğiticilerin Eğitimi Programı, 12-13-14 Ocak 2022, Bilkent, Ankara





Tuesday, December 07, 2021

Genel Cerrahi Atlası - İlk Atlas



ÖNSÖZ

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldum. Aynı yıl Türk Eğitim Vakfı ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa sınavla seçtiği öğrencilere verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisans programına başladım. Yüksek lisans eğitimimi M.Sc. derecesiyle “Atomic Force Microscopy of Changes in Cell Morphology after Scrapie Infection” başlıklı tezle 2007 yılında tamamladıktan sonra Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi hastanelerinde İç Hastalıkları asistanı olarak çalıştım. Almanya Tıp Diploması Denklik Sınavı’nı 2007 yılında verdim. 2008 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladım. Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’nı 2010 yılında geçerek ECFMG sertifikası almaya hak kazandım. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan 2014 yılında mezun oldum. Zonguldak Devrek Devlet Hastanesi’nde 2014-2017 yılları arasında genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptım. 2017-2019 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yaptım. Halen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Yoğun Bakım Yan Dal Programı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmalarıma devam ediyorum. 

Yurtdışında edindiğim mesleki tecrübenin ve gözlemlerimin ışığında farklı araştırma merkezlerinde çalışmanın, diğer kültürlerle etkileşmenin, yeni yöntem ve tekniklerle eğitim almanın bilimsel gelişmenin temeli olduğu kanaatine vardım. Bunun üzerine, Almanya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim almak isteyen meslektaşlarıma yol göstermek amacıyla “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Amerika Birleşik Devletleri’nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi”, “Almanca Tıbbi İletişim” ve “Almanya’da Yüksek Lisans ve Doktora Eğitimi” başlıklı kitapları yazdım. Yazdığım bu kitaplar ile bilimsel araştırmaya meraklı, klinik ve laboratuvar çalışmalarını birleştirerek disiplinler arası yaklaşım ile bilime katkıda bulunmak isteyen öğrencilere yol göstermek istedim. Ayrıca, Türkiye’den Almanya’ya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne eğitim almak için gidecek olan öğrencilerin yurt dışında edindikleri mesleki bilgiyi ve tecrübeyi yurdumuzdaki üniversitelere ve araştırma merkezlerine aktarmaları beklentisi de bu kitapların yazılmasındaki başlıca itici gücü oluşturdu. Ayrıca zorunlu hizmet esnasında, dermatoloji uzmanının bulunmadığı hastanelerde hastaların lezyonların tanısının koyulması ve eksizyonu için genel cerrahi polikliniklerine başvurduğunu gözlemledim. Bu nedenle, meslektaşım Dr. Funda Tamer’in “Dermatoloji Atlası – İlk Atlas”ının yazımına katkıda bulundum. Bu sayede, disiplinler arası işbirliği ile meslektaşlarımıza dermatolojik hastalıklar konusunda yardımcı olacak özgün bir atlas hazırladık. Söz konusu atlasın ilk baskısının hızla tükenmesi ve tıp fakültesi öğrencilerinin atlasa yoğun ilgi göstermeleri üzerine genel cerrahi alanında da bir atlas hazırlamaya karar verdim.

Bu genel cerrahi atlasında, tıp fakültesi öğrencilerinin genel cerrahi ders kitaplarında okudukları teorik bilgileri olgu resimleri ile birlikte pekiştirmesini amaçladım. Genel cerrahide sık görülen olgu resimlerinin altına hastalıklar hakkındaki güncel bilgileri yazdım. Böylelikle, tamamen kendi hasta arşivimdeki olgulara dayalı özgün bir genel cerrahi atlası hazırladım. Genel Cerrahi Atlası’nın tıp fakültesi öğrencilerine faydalı olmasını dilerim.

Dr. Mehmet Eren Yüksel

Genel Cerrahi Uzmanı

doctormehmeteren@yahoo.com

Ankara, Mart 2022

Temel İyi Klinik Uygulamalar Eğitimi



Thursday, December 02, 2021

Yoğun bakım ünitesinde takip edilen Coronavirus-19 hastalarında intravenöz immünoglobulin tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi

 [SS-002]

Yoğun bakım ünitesinde takip edilen Coronavirus-19 hastalarında intravenöz immünoglobulin tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Şerife Gökbulut Bektaş1, Çağlayan Merve Ayaz2Mehmet Eren Yüksel3, Seval İzdeş3
1Ankara Şehir Hastanesi, Yoğun Bakım Kliniği, Ankara
2Ankara Şehir Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği, Ankara
3Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi, Yoğun Bakım Kliniği, Ankara

Giriş: Coronavirus hastalığı 2019 (COVID-19), asemptomatik enfeksiyondan ciddi pnömoniye ve sitokin fırtınası gibi ölümcül immünolojik komplikasyonlara kadar değişen hastalık seyri göstermektedir. Sitokin fırtınası gibi immünolojik komplikasyonlar ortaya çıktığında, tek başına anti-viral tedavi yeterli olamamaktadır. Bu durumda, uygulanan tedaviye anti-inflamatuar tedavi de eklenmelidir. Klorokin, hidroksiklorokin, janus kinaz inhibitörleri, interlökin inhibitörleri, anti tümör nekroz faktör-alfa, kortikosteroid, kolşisin ve intravenöz immünoglobulin (IVIG) gibi ajanlar COVID-19 enfeksiyonunun immünolojik komplikasyonlarını yönetmek için kullanılabilmektedir.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) takip edilen şiddetli COVID-19 hastalarındaki IVIG tedavisi ile ilgili deneyimlerimizi, demografik, laboratuvar, klinik sonuçları paylaşmak ve COVID-19 hastalarında IVIG tedavisinin etkinliğini değerlendirmektir. Ankara Şehir Hastanesi 2 No’lu Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığı’ndan onay alınmıştır (E2-21-835)
Yöntem: Çalışma tek merkezli, kesitsel olarak yürütülmüş olup YBÜ’de 1 Nisan 2020-15 Ekim 2021 tarihleri arasında yatan erişkin COVID-19 hastaları retrospektif olarak incelenmiştir. Hastalar, IVIG tedavisi öncesi ve sonrası laboratuvar değerleri açısından değerlendirilmiştir. P değeri 0.05'in altında ise elde elde sonuç istatiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular: Bu çalışmaya, 24 hasta dahil edildi. Hastaların 16’sı (%66.7) erkek, 8’i (%33.3) kadın; ortanca yaş 63 [çeyrekler açıklığı (interquartile range (IQR)):19]; ortanca semptom ortaya çıkış süresi 6.5 gün (IQR:6); ortanca YBÜ yatış süresi 22.5 gün (IQR:34); ortanca mekanik ventilatöre bağlı kalma (MV) süresi 19 gün (IQR:29); ortanca akut fizyoloji ve kronik sağlık değerlendirmesi II (APACHE II) skoru 16 (IQR:9)’dır. Nefes darlığı 17 (%70.8) hastada var olup en sık görülen semptomdur. Eşlik eden hastalık 18 (%75) hastada mevcut iken en sık görülen hastalık 13 (%54.2) hastada tespit edilen hipertansiyondur. IVIG tedavisi, 9 (%37.5) hastada hematolojik; 6 (%25) hastada sepsis; 5 (%20.8) hastada nörolojik ve 4 (%16.7) hastada romatolojik ve immünolojik komplikasyonlar nedeniyle uygulanmıştır. Hastaların 12’sinde (%50) gastrointestinal kanama, serebrovasküler olay, myokard enfarktüsü, pnömotoraks gibi komplikasyonlar gelişti. 16 (%66.7) hasta vefat etmiş olup yaşayanlar ve vefat edenler arasında cinsiyet, yaş, semptom süresi, semptomatoloji, eşlik eden hastalık, YBÜ yatış ve MV süresi, APACHE II skoru, antibiyotik kullanımı ve komplikasyon gelişimi açısından istatiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Ancak nörolojik komplikasyonlar için verilen IVIG tedavisi ile diğer endikasyonların mortalite üzerine etkisi karşılaştırıldığında fark saptanmıştır (p=0.001). Hastaların demografik, klinik ve laboratuvar parametreleri Tablo 1’de özetlenmiştir. IVIG tedavisi öncesi ve sonrası laboratuvar değerleri karşılaştırıldığında alanin aminotransferaz (ALT) düzeylerinde anlamlı azalma (p=0.01) saptanmıştır.
Sonuç: IVIG tedavisi YBÜ’de takip edilen özellikle nörolojik komplikasyonların eşlik ettiği ağır COVID-19 hastalarında kullanıldığında mortalite üzerinde belirgin iyileşme sağlamaktadır, ancak IVIG’in ALT değeri dışındaki laboratuvar parametrelerine etkisi bulunmamaktadır.

Anahtar Kelimeler: Covid-19, intravenöz immünoglobulin, sitokin



İntravenöz immünoglobulin tedavisi alan hastaların özellikleri
Karakteristik özelliklerYaşayanlarVefat EdenlerTotalP değeri
Cinsiyet (n,%)
Erkek
Kadın
6 (75)
2 (25)
10 (62.5)
6 (37.5)
16 (66.7)
8 (33.3)
0.67§
Yaş (yıl)61.5 (29)63.5 (19)63 (19)0.85*
Semptom ortaya çıkış süresi (gün)6.5 (3)6.5 (6)6.5 (6)0.60*
YBÜ yatış süresi (gün)29.5 (42)22.0 (23)22.5 (34)0.42*
Mekanik ventilatör süresi (gün)26 (59)16 (27)19 (29)0.32*
Eşlik eden hastalık varlığı (n,%)
Diyabet
Hipertansiyon
Koroner arter hastalığı
7 (87.5)
4 (50)
6 (75)
-
11 (68.8)
4 (25)
7 (43.8)
5 (100)
18 (75)
8 (33.3)
13 (54.2)
5 (20.8)
0.62§
0.36§
0.21§
0.13§
Komplikasyon gelişmesi (n,%)5 (62.5)7 (43.8)12 (50)0.67*
Antibiyotik kullanımı (n,%)4 (50)11 (68.8)15 (62.5)0.41*
APACHE II skoru15 (9)18.5 (12)16 (9)0.13*
Laboratuvar parametreleriIVIG tedavisi öncesiIVIG tedavisi sonrasıP değeri#
Nötrofil sayısı x10 9/L8.4 (6.5)8.0 (7.8)0.84
Lenfosit sayısı x10 9/L0.59 (0.49)0.59 (0.45)0.26
Trombosit sayısı x10 9/L206.5 (152)210 (142)0.48
Nötrofil/lenfosit oranı13.0 (10.4)11.8 (7.0)0.39
Laktat dehidrogenaz (U/L)456.5 (349)459.5 (193)0.18
D-dimer (mg/L)2.79 (4.91)2.69 (6.05)0.74
Fibrinojen (g/L)5.4 (2.9)4.4 (2.8)0.22
Ferritin (µg/L)1011 (1417)715 (1198)0.38
Prokalsitonin (µg/L)0.30 (0.35)0.51 (1.17)0.10
C-reaktif protein (g/L)66 (136)95 (151)0.76
İnterlökin-6 (pg/mL)31.1 (34.3)38.2 (61.4)0.40
Aspartat aminotransferaz (U/L)44.5 (50)40.5 (26)0.21
Alanin aminotransferaz (U/L)52.5 (48)34.5 (46)0.01
Sayısal veriler ortanca ve çeyrekler açıklığı (interquartile range) olarak verilmiştir. YBÜ: yoğun bakım ünitesi; IVIG: intravenöz immünoglobulin. §Ki-kare testi kullanılmıştır. *Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. #Wilcoxon testi kullanılmıştır.



Bu çalışmamız için Ankara Şehir Hastanesi 2 No’lu Klinik Araştırmalar Etik Kurul Başkanlığı’ndan onay alınmıştır (E2-21-835)).

 yogunbakim2021.org

http://www.yogunbakim2021.org/BildiriOzetleri.aspx

18. Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım E-Kongresi & 10. Avrasya Yoğun Bakım E-Toplantısı

 6-9 Aralık 2021